Merhaba,
Kız çocuklarının çoğunda gelin olmaya merak var sanırım...
Biz de küçükken ablamla annemin nişanlığını, gelinliğini giyer arz-ı endam ederdik :))
Eski fotografları karıştırsam birsürü gelin fotografımı bulabilirim...
Eeee ama o halde kızımın neyi eksik...
O da benim küçük gelinim...
Allah o güzel gelinliği gidip kuğu gibi salınmasını nasip etsin canım yavruma...
Güzel kızım Alara, bu sayfa sana ve seninle gecirdiğimiz hayatımıza ait...
15 Eylül 2013 Pazar
İyiki doğdun Burak...
Merhabalar,
Kızımın Çerkezköy macerasının son haftasına yakın arkadaşımız Tuba ve Can' ın oğulları, kızımın Burak abisinin muhteşem doğumgünü partisi damgasını vurdu...
Ambarderede kocaman bahçesi olan güzel bir ev, 17 çocuk ve en az o kadar da ebeveynin katıldığı bu partide palyaçodan, yüz boyamaya, zıplama havuzundan balonlara kadar çocuklar için herşey vardı...
Biz büyükler için de dillere destan bir sofra vardı...
O kadar çok çeşit vardı ki ne saymaya ne de tamamının tadına bakmaya fırsat bulabildim o derece yani :)))
Bu güzel günü bize yaşattığı için arkadaşım Tuba' ya teşekkür ediyor ve Burak abimizin yeni yaşını gönülden kutluyorum :)))
Kızımın Çerkezköy macerasının son haftasına yakın arkadaşımız Tuba ve Can' ın oğulları, kızımın Burak abisinin muhteşem doğumgünü partisi damgasını vurdu...
Ambarderede kocaman bahçesi olan güzel bir ev, 17 çocuk ve en az o kadar da ebeveynin katıldığı bu partide palyaçodan, yüz boyamaya, zıplama havuzundan balonlara kadar çocuklar için herşey vardı...
Biz büyükler için de dillere destan bir sofra vardı...
O kadar çok çeşit vardı ki ne saymaya ne de tamamının tadına bakmaya fırsat bulabildim o derece yani :)))
Bu güzel günü bize yaşattığı için arkadaşım Tuba' ya teşekkür ediyor ve Burak abimizin yeni yaşını gönülden kutluyorum :)))
Acıkmak güzeldir :)
Merhaba,
Blogta daha önce de defalarca bahsettiğim gibi biz Alarayı hiçbir zaman yemek yemesi için zorlamadık...
Açsa yedi, yemek istemediğinde ise tercihine saygı duyduk... Öyle o yemeği beğenmedi başka birşey yapalım da demedik. Yememeyi tercih ederse aç kalacağını hep bildi...
Bazıları bunu yadırgar belki ama bizim evin kuralları bu...
Anneannesine de babaannesine de bu kuralları tembih ettik ama torun fındık içi ya eminim ki gönülleri razı olmamıştır beğenmediği yemek olduğunda...
Gerçi Allah var annemin de kayınvalidemin de yemekleri süperdir kızımın da beğenmediği yemek olmamıştır eminimki...
Örnek mi?
Şekil 1A kayınvalidemin terbiyeli sebze çorbası...
Ne kadar sevmiş baksanıza...
Blogta daha önce de defalarca bahsettiğim gibi biz Alarayı hiçbir zaman yemek yemesi için zorlamadık...
Açsa yedi, yemek istemediğinde ise tercihine saygı duyduk... Öyle o yemeği beğenmedi başka birşey yapalım da demedik. Yememeyi tercih ederse aç kalacağını hep bildi...
Bazıları bunu yadırgar belki ama bizim evin kuralları bu...
Anneannesine de babaannesine de bu kuralları tembih ettik ama torun fındık içi ya eminim ki gönülleri razı olmamıştır beğenmediği yemek olduğunda...
Gerçi Allah var annemin de kayınvalidemin de yemekleri süperdir kızımın da beğenmediği yemek olmamıştır eminimki...
Örnek mi?
Şekil 1A kayınvalidemin terbiyeli sebze çorbası...
Ne kadar sevmiş baksanıza...
Köylü güzeli
Merhaba,
Bu yazı dolu dolu geçirdi güzel kızım. Yaklaşık 1 aylık Kuşadası, 1 aylık ta Çerkezköy macerası sayesinde her dediğinin yapıldığı keyifli bir tatil yaşadı :))
Köyün en cazip yanlarından biri de etrafındaki hayvanlar tabiki...
İneği, kedisi, köpeği...
Baksanıza şu köylü güzelinin mutluluğuna :)))
Bu yazı dolu dolu geçirdi güzel kızım. Yaklaşık 1 aylık Kuşadası, 1 aylık ta Çerkezköy macerası sayesinde her dediğinin yapıldığı keyifli bir tatil yaşadı :))
Köyün en cazip yanlarından biri de etrafındaki hayvanlar tabiki...
İneği, kedisi, köpeği...
Baksanıza şu köylü güzelinin mutluluğuna :)))
26 Ağustos 2013 Pazartesi
Bayram ve Çerkezköy
Merhaba,
Hızlı bir yolculuğun ardından bayramın ilk saatlerinde Çerkezköye ulaşmıştık. Malum Alarayı çok özleyen eş dost akraba bizim yüzümüze bile bakmadan direkt Alaraya koştu hemen. Pabucumuz dama atıldı yani hemen :))
İlk gün erken başlayan yolculuğun etkisi ile biraz sersem tavuk gibi geçti ama diğer günler olayı toparladık...
Kalabalık bir tatildi bizimkisi. Gelenler, gidenler, bayram ziyaretleri derken günler geçiverdi ve yine ayrılma vakti geldi malesef :(
Kuzumu öpe koklaya bıraktım yine, bu defa babaannesine...
İlk hafta hemen Cumadan gittik köye. Kuzuyu öpüp kokladık ama 2. haftasonu benim İstanbulda işim olduğundan ben gidemedim malesef :((
Bu hafta 30 Ağustos nedeni ile Cuma günü tatil, Perşembeden gideceğiz inşallah...
Kuzucuğumu o kadar çok özledim ki haftasonu izlediğim her Türk filmine ağlarken buldum kendimi...
Her ne kadar saatlerce kreşte kapalı kalmasına içim razı olmasa da tüm yazı kızım olmadan geçirmenin acısını içimde hissettim her gün...
O çok mutlu biliyorum ama yine de kızımın hasreti çok zor geldi be...
Hızlı bir yolculuğun ardından bayramın ilk saatlerinde Çerkezköye ulaşmıştık. Malum Alarayı çok özleyen eş dost akraba bizim yüzümüze bile bakmadan direkt Alaraya koştu hemen. Pabucumuz dama atıldı yani hemen :))
İlk gün erken başlayan yolculuğun etkisi ile biraz sersem tavuk gibi geçti ama diğer günler olayı toparladık...
Kalabalık bir tatildi bizimkisi. Gelenler, gidenler, bayram ziyaretleri derken günler geçiverdi ve yine ayrılma vakti geldi malesef :(
Kuzumu öpe koklaya bıraktım yine, bu defa babaannesine...
İlk hafta hemen Cumadan gittik köye. Kuzuyu öpüp kokladık ama 2. haftasonu benim İstanbulda işim olduğundan ben gidemedim malesef :((
Bu hafta 30 Ağustos nedeni ile Cuma günü tatil, Perşembeden gideceğiz inşallah...
Kuzucuğumu o kadar çok özledim ki haftasonu izlediğim her Türk filmine ağlarken buldum kendimi...
Her ne kadar saatlerce kreşte kapalı kalmasına içim razı olmasa da tüm yazı kızım olmadan geçirmenin acısını içimde hissettim her gün...
O çok mutlu biliyorum ama yine de kızımın hasreti çok zor geldi be...
Kavuşma
Merhaba,
Yine yazamadım...
Her defasında pişman olup, bir daha asla biriktirmeyeceğim desemde işler güçler derken bir bakıyorum birçok anı birikmiş ve bloğa yazılmak üzere hafızamda bekliyor...
Gerçi malesef bu yazı kızımla birlikte geçirmedik ama yine de yazacak birçok şey var...
İlk yazı tabiki Kuşadasına dönüş ve kızımla kavuşma olacak...
11 Temmuz 2013 de ağlaya ağlaya ayrıldığım kızımla her gün mutlaka telefon konuşması yapmıştık. İlk zamanlar konuşmalarımız daha neşeli idi, dedesinin aldığı bisiklet onu epey oyalamıştı ama 3. haftanın sonunda konuşmalarımız sadece birkaç cümle ile kısıtlanmıştı. "ANNE ARTIK DELİN"
Son haftalarda tavan yapan özlemim bana kızımı bir daha hiç göremediğim kabuslar olarak geri döndü ki sanırım biraz daha onu göremeyecek olsam depresyona falan girecektim :(
Neyse ki işyerinden bayram öncesi 2 günü de izin aldığımdan 2 Ağustos Cuma iş çıkışı Kuşadası yollarına düştük...
Yolculuk epey heyecanlıydı...
Tek hayalim uykuda olan kızımın yanına uzanıp onu doya doya öpmek ve sabah uyandığında ilk beni görmesini sağlamaktı, tüm oyuncakları da yatağın kenarına dizmiştim elbette :))
Veee sonunda yolculuk bitmişti...
Kuzum bizi epey geç saate kadar beklemiş ve umudunu kaybedip uyumuş...
İlk gördüğüm an gözlerime inanamadım. Aradan sadece haftalar geçmiş olmasına rağmen çok büyümüştü, biraz da kararmıştı elbet :))
Usulca yanına uzanıp doya doya öptüm kuzumu. Sevinçten uyuyamadım hatta. Biraz abartmışım sanırım gece birden uyandı ve o anki mutluluğu beni benden aldı...
Bir saat kadar sonra annemle sahura kalktığımda oda indi aşağıya.
Sürekli sarıldık birbirimize. Uykusuz bir gece geçirdik...
Sabah hemen babasını uyandırmak istedi ama getirdiğim oyuncaklarla onu biraz oyaladım.
Kuşadasında dolu dolu 5 gün geçirdik. Kızım bizim yokluğumuzda bisiklete binmeyi öğrenmiş, arkadaşları ile gece dışarı çıkmaya başlamıştı. Büyüdüğüne de gerçekten inandım bu 2 aktivite ile...
Arife günü anneannem ve dedemi de ziyaret ettik. Ama bayrama kalmadık malesef. Bayram sabahı saat 04:30 civarı Çerkezköye doğru yolculuk başladı...
Kızımın Kuşadası macerası da bu şekilde sonlanmış oldu...
Yine yazamadım...
Her defasında pişman olup, bir daha asla biriktirmeyeceğim desemde işler güçler derken bir bakıyorum birçok anı birikmiş ve bloğa yazılmak üzere hafızamda bekliyor...
Gerçi malesef bu yazı kızımla birlikte geçirmedik ama yine de yazacak birçok şey var...
İlk yazı tabiki Kuşadasına dönüş ve kızımla kavuşma olacak...
11 Temmuz 2013 de ağlaya ağlaya ayrıldığım kızımla her gün mutlaka telefon konuşması yapmıştık. İlk zamanlar konuşmalarımız daha neşeli idi, dedesinin aldığı bisiklet onu epey oyalamıştı ama 3. haftanın sonunda konuşmalarımız sadece birkaç cümle ile kısıtlanmıştı. "ANNE ARTIK DELİN"
Son haftalarda tavan yapan özlemim bana kızımı bir daha hiç göremediğim kabuslar olarak geri döndü ki sanırım biraz daha onu göremeyecek olsam depresyona falan girecektim :(
Neyse ki işyerinden bayram öncesi 2 günü de izin aldığımdan 2 Ağustos Cuma iş çıkışı Kuşadası yollarına düştük...
Yolculuk epey heyecanlıydı...
Tek hayalim uykuda olan kızımın yanına uzanıp onu doya doya öpmek ve sabah uyandığında ilk beni görmesini sağlamaktı, tüm oyuncakları da yatağın kenarına dizmiştim elbette :))
Veee sonunda yolculuk bitmişti...
Kuzum bizi epey geç saate kadar beklemiş ve umudunu kaybedip uyumuş...
İlk gördüğüm an gözlerime inanamadım. Aradan sadece haftalar geçmiş olmasına rağmen çok büyümüştü, biraz da kararmıştı elbet :))
Usulca yanına uzanıp doya doya öptüm kuzumu. Sevinçten uyuyamadım hatta. Biraz abartmışım sanırım gece birden uyandı ve o anki mutluluğu beni benden aldı...
Bir saat kadar sonra annemle sahura kalktığımda oda indi aşağıya.
Sürekli sarıldık birbirimize. Uykusuz bir gece geçirdik...
Sabah hemen babasını uyandırmak istedi ama getirdiğim oyuncaklarla onu biraz oyaladım.
Kuşadasında dolu dolu 5 gün geçirdik. Kızım bizim yokluğumuzda bisiklete binmeyi öğrenmiş, arkadaşları ile gece dışarı çıkmaya başlamıştı. Büyüdüğüne de gerçekten inandım bu 2 aktivite ile...
Arife günü anneannem ve dedemi de ziyaret ettik. Ama bayrama kalmadık malesef. Bayram sabahı saat 04:30 civarı Çerkezköye doğru yolculuk başladı...
Kızımın Kuşadası macerası da bu şekilde sonlanmış oldu...
15 Temmuz 2013 Pazartesi
Kuzuya Özlem...
Merhabalar,
Alara Kuşadasında...
Perşembe günü saat 16:00' dan beri kuzuyu görmüyorum :(((
Aslında orada kalması onun için çok daha iyi, deniz, kum, oyuncaklar, pervane gibi peşinde dolaşan bir anneanne ve dede, açık alan, temiz hava ve daha birçok şey ama ben yine de onu düşününce keşke bırakmasaydık demekten kendimi alamıyorum...
Hergün telefonla konuşup hasret gideriyoruz ama "Ama anneeee artık gelinnnnn" nidaları da kalbimi sızlatıyor...
Hedef bayramda tekrar Kuşadasına gitmek ama henüz kuzudan ayrı geçirilen 4 gecenin ardından onu düşündükçe burmumun direği sızlarken bu kadar zaman nasıl geçer bilemiyorum :(((
Onun için oyuncaklar almaya ve biriktirmeye başladım bile...
Miniş bizi gördüğüne de oyuncakları gördüğüne de çok sevinecek :)))
Alara Kuşadasında...
Perşembe günü saat 16:00' dan beri kuzuyu görmüyorum :(((
Aslında orada kalması onun için çok daha iyi, deniz, kum, oyuncaklar, pervane gibi peşinde dolaşan bir anneanne ve dede, açık alan, temiz hava ve daha birçok şey ama ben yine de onu düşününce keşke bırakmasaydık demekten kendimi alamıyorum...
Hergün telefonla konuşup hasret gideriyoruz ama "Ama anneeee artık gelinnnnn" nidaları da kalbimi sızlatıyor...
Hedef bayramda tekrar Kuşadasına gitmek ama henüz kuzudan ayrı geçirilen 4 gecenin ardından onu düşündükçe burmumun direği sızlarken bu kadar zaman nasıl geçer bilemiyorum :(((
Onun için oyuncaklar almaya ve biriktirmeye başladım bile...
Miniş bizi gördüğüne de oyuncakları gördüğüne de çok sevinecek :)))
Tatil 2013
Merhabalar,
Bu yıl da diğer yıllarda olduğu gibi maaile bir tatil yaşadık...
Ben, eşim, Alara, ablam, eniştem ve 3 yeğenim Demirdöven Resort ultra herşey dahil tatilimize 28 Haziran Cumayı Cumartesiye bağlayan gece başladık...
Yıllardır aynı mekanda ve aynı insanlarla tatil yapılınca birçok şey aynılaşıyor evet ama bu yıl beraber olduğumuz zamanlar diğer senelere göre daha kaliteliydi...
Neden mi kızlar her geçen gün büyüyor ve bize olan ihtiyaçları azalıyor...
Önceki yıllarda yemek yeme bahçeye çıkma seramonileri bizi çok yorarken bu yıl kızlar bu işleri kendi halledince biz de keyfimize baktık...
İkizlerin doğumgünü kutlandı her sene olduğu gibi, ardından deniz kum güneş ve bolca yeme içme...
Bir haftanın nasıl geçtiğini hiç anlamadık...
Ardından ablamların tatili bitti ve bizim tatilimiz başladı...
Pazartesi öğlen gibi Alarayı anneannesi ve dedesi ile bırakıp eşimle birlikte kısa bir mola tatiline çıktık. 2 yıl önce yaptığımız gibi plansız, keyfe keder...
Didim Altınkum, Bodrum ve tüm koyları, Marmaris ve Datça...
Sakin ve huzurlu güzel bir tatildi...
Her güzel şey gibi tatil de bitti ve dönüş zamanı geldi...
Ama 3 kişi çıkılan seyahatimizin dönüşünde sadece ben ve eşim vardı...
Alara mı o Kuşadasında kaldı :(((
Kuzuyu bayramda teslim almak üzere orada bıraktık...
Bu yıl da diğer yıllarda olduğu gibi maaile bir tatil yaşadık...
Ben, eşim, Alara, ablam, eniştem ve 3 yeğenim Demirdöven Resort ultra herşey dahil tatilimize 28 Haziran Cumayı Cumartesiye bağlayan gece başladık...
Yıllardır aynı mekanda ve aynı insanlarla tatil yapılınca birçok şey aynılaşıyor evet ama bu yıl beraber olduğumuz zamanlar diğer senelere göre daha kaliteliydi...
Neden mi kızlar her geçen gün büyüyor ve bize olan ihtiyaçları azalıyor...
Önceki yıllarda yemek yeme bahçeye çıkma seramonileri bizi çok yorarken bu yıl kızlar bu işleri kendi halledince biz de keyfimize baktık...
İkizlerin doğumgünü kutlandı her sene olduğu gibi, ardından deniz kum güneş ve bolca yeme içme...
Bir haftanın nasıl geçtiğini hiç anlamadık...
Ardından ablamların tatili bitti ve bizim tatilimiz başladı...
Pazartesi öğlen gibi Alarayı anneannesi ve dedesi ile bırakıp eşimle birlikte kısa bir mola tatiline çıktık. 2 yıl önce yaptığımız gibi plansız, keyfe keder...
Didim Altınkum, Bodrum ve tüm koyları, Marmaris ve Datça...
Sakin ve huzurlu güzel bir tatildi...
Her güzel şey gibi tatil de bitti ve dönüş zamanı geldi...
Ama 3 kişi çıkılan seyahatimizin dönüşünde sadece ben ve eşim vardı...
Alara mı o Kuşadasında kaldı :(((
Kuzuyu bayramda teslim almak üzere orada bıraktık...
Arya Anaokulu Yılsonu Gösterisi
Merhabalar,
Yıl 2002...
Annem, babam ve ablam Ege Üniversitesi Fen Fakültesinde mezuniyet törenime gelmişler ve ben diplomamı alırken, kepimi atarken benimle gurur duymuşlardı. Ablam seramoni esnasında adım okununca annemin hüngür hüngür ağladığını söylemişti...
Her anne gibi benim annem de kızı ile gurur duymuştu.
Eeee ne var ki bunda hem bunun Alara ile ne alakası var demeyin. İşte hikayem :)))
Kızım anaokuluna 15 Nisan 2013' te başladı ve tam 2 ay sonra okulun yılsonu gösterisi vardı. Öğretmeni Alaranın gösteriye katılmasını isteyip istemediğini sorduğunda elbette isteriz dedik. Çalışmalar hemen başladı. Amaaaan ne çalışması demeyin 4 yaşında 15 çocuğu hizalı bir sırada tutmak bile çok zorken onlara güzel gösteriler yaptırmak oldukça zor bir iş :)))
Günler geçtikçe Alara provalardan biraz negatif etkilenmeye başladı. Bir yandan her akşam provalarda öğrendiği gösterileri ben ve babasına hevesle yaparken diğer yandan da heyecanlandığını söyleyerek sahneye çıkmamak istediğini söylüyordu...
Birkaç ufak kaza sonrasında da öğretmeni ile konuşup gösterilerde yanlız sahneye çıkacağı bölümleri çıkartmaya karar verdik...
Veee nihayet gösteri günü gelip çatmıştı. Ben, eşim ve Şerife abla sahneyi en iyi görecek mekanda yerlerimizi almış ve heyacanla beklemeye başlamıştık. Program 3 saat sürecekti ve sabırsızlıkla Alarayı görmek istiyorduk hepimiz...
Sonunda 4 yaş sınıfının ingilizce gösterisi anonsu geldi ve nihayet minnoş ilk gösterisi için sahnedeydi...
Sahneye çıkan tüm çocukların yaptıkları ilk iş ailelerini aramaktı. Alarada öyle yaptı, sahneye ilk çıktığı andaki gerginliği bizi bulduğu anda kocaman bir gülümsemeye dönüştü :)))
Sahnede oldukça neşeli bir şarkı ve minik starlar olmasına rağmen ben resmen titriyor ve ağlamamak için kendimi zor tutuyordum ...
Minnoşumun kendş kadar olan davulu gururla taşıyışı ve en az arkadaşları kadar başarı ile komutları gerçekleştirişi beni yine benden aldı...
Bu defa kalbimin atışı daha hızlı idi ve artık usul gözyaşları akmaya başlamıştı...
İşte böyle...
Biraz erken ama ben de tıpkı annem gibi kızımın ilk yılsonu gösterisinde yaşadım bu ilginç gururu...
Fark ettim ki onun yaşadığı sahne korkusu aslında benim korkum olmuş...
O gerildikçe ben daha da gerilmişim, o hayal kırıklığına uğrar diye ben daha büyük stres yaşamışım...
Ve o gözyaşları yaşanan gerginliklerin sona erişi ve mutlu sonaymış...
Canımın içi daha nice törenlerde seni gözyaşları ile izleyeceğim :))))
Ve sen hep başarılı olacaksın...
Yıl 2002...
Annem, babam ve ablam Ege Üniversitesi Fen Fakültesinde mezuniyet törenime gelmişler ve ben diplomamı alırken, kepimi atarken benimle gurur duymuşlardı. Ablam seramoni esnasında adım okununca annemin hüngür hüngür ağladığını söylemişti...
Her anne gibi benim annem de kızı ile gurur duymuştu.
Eeee ne var ki bunda hem bunun Alara ile ne alakası var demeyin. İşte hikayem :)))
Kızım anaokuluna 15 Nisan 2013' te başladı ve tam 2 ay sonra okulun yılsonu gösterisi vardı. Öğretmeni Alaranın gösteriye katılmasını isteyip istemediğini sorduğunda elbette isteriz dedik. Çalışmalar hemen başladı. Amaaaan ne çalışması demeyin 4 yaşında 15 çocuğu hizalı bir sırada tutmak bile çok zorken onlara güzel gösteriler yaptırmak oldukça zor bir iş :)))
Günler geçtikçe Alara provalardan biraz negatif etkilenmeye başladı. Bir yandan her akşam provalarda öğrendiği gösterileri ben ve babasına hevesle yaparken diğer yandan da heyecanlandığını söyleyerek sahneye çıkmamak istediğini söylüyordu...
Birkaç ufak kaza sonrasında da öğretmeni ile konuşup gösterilerde yanlız sahneye çıkacağı bölümleri çıkartmaya karar verdik...
Veee nihayet gösteri günü gelip çatmıştı. Ben, eşim ve Şerife abla sahneyi en iyi görecek mekanda yerlerimizi almış ve heyacanla beklemeye başlamıştık. Program 3 saat sürecekti ve sabırsızlıkla Alarayı görmek istiyorduk hepimiz...
Sonunda 4 yaş sınıfının ingilizce gösterisi anonsu geldi ve nihayet minnoş ilk gösterisi için sahnedeydi...
Sahneye çıkan tüm çocukların yaptıkları ilk iş ailelerini aramaktı. Alarada öyle yaptı, sahneye ilk çıktığı andaki gerginliği bizi bulduğu anda kocaman bir gülümsemeye dönüştü :)))
Sahnede oldukça neşeli bir şarkı ve minik starlar olmasına rağmen ben resmen titriyor ve ağlamamak için kendimi zor tutuyordum ...
Ardından heyecanlı bekleyişe devam ettik ve kısa bir süre sonra 4. sınıflar müzik gösterisi sahnelerdeydi...
Minnoşumun kendş kadar olan davulu gururla taşıyışı ve en az arkadaşları kadar başarı ile komutları gerçekleştirişi beni yine benden aldı...
Bu defa kalbimin atışı daha hızlı idi ve artık usul gözyaşları akmaya başlamıştı...
Veeee 3. gösteri 4 yaş gurubunun dans gösterisi idi...
Anadolu ateşinden bir gösteri vardı sahnede ve el kadar çocukların gerçekleştirdiği bu gösteri ve Alaranın performansı beni hem hayrete düşürdü hem de çoook ama çoook duygulandırdı...
Kostümler, müzik, senkron...
Daha iyisi gerçekten olamazdı...
Biraz erken ama ben de tıpkı annem gibi kızımın ilk yılsonu gösterisinde yaşadım bu ilginç gururu...
Fark ettim ki onun yaşadığı sahne korkusu aslında benim korkum olmuş...
O gerildikçe ben daha da gerilmişim, o hayal kırıklığına uğrar diye ben daha büyük stres yaşamışım...
Ve o gözyaşları yaşanan gerginliklerin sona erişi ve mutlu sonaymış...
Canımın içi daha nice törenlerde seni gözyaşları ile izleyeceğim :))))
Ve sen hep başarılı olacaksın...
Süslü Kontes
Merhabalar,
Yine sözümde duramadım ve birsürü anıyı biriktirdim...
Şimdi hafızam yettiğince anılarımızı kaleme almaya çalışacağım...
İlk karemiz tatil öncesi bir okul gününün sabahına ait
Kontes tini mini giyinip hazırlanmış ve ayakkabılarını seçmişti. Ardından beni dumur eden talebi geldi.
"Ama annecim ben ayakkabılarımı nasıl giyeceğim?"
Bağcıksız olan ayakkabılarını giymek için benden keratayı isyedi. Adı ile değil tabi ama aynen şu ifadelerle
"Off anneee hani şu ayakkabıların arkasına konan bişey var ya hani giymen için işte ondan istiyorum"
Verdik keratayı eline, minnoş rahat rahat giymiş bu sayede ayakkabılarını :)))
Yine sözümde duramadım ve birsürü anıyı biriktirdim...
Şimdi hafızam yettiğince anılarımızı kaleme almaya çalışacağım...
İlk karemiz tatil öncesi bir okul gününün sabahına ait
Kontes tini mini giyinip hazırlanmış ve ayakkabılarını seçmişti. Ardından beni dumur eden talebi geldi.
"Ama annecim ben ayakkabılarımı nasıl giyeceğim?"
Bağcıksız olan ayakkabılarını giymek için benden keratayı isyedi. Adı ile değil tabi ama aynen şu ifadelerle
"Off anneee hani şu ayakkabıların arkasına konan bişey var ya hani giymen için işte ondan istiyorum"
Verdik keratayı eline, minnoş rahat rahat giymiş bu sayede ayakkabılarını :)))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bizim aile...

Make your Stick Figure Family at FreeFlashToys.com![]()
