4 Mayıs 2010 Salı

Kargaşa...





Yine uzun süredir yazamadım...
Yine anlatacak bir dolu hikaye var...

Kronolojik sıra ile anlatmaya başlıyorum...

Önemli vakalardan biri Isparta maceramız...
Bu macerayı tek kelime ile özetlemek için en uygun kelime kesinlikle kargaşa...

Nasıl öyle olmasın ki...
4 çocuk...
4 deli...

Kızım doğduğundan beri arka koltukta ikamet etmek benim için yolculukları çekilmez hale getirmişti. 23 Nisanın Cuma gününe denk gelecek olmasının verdiği gazla Ispartaya gitmeye karar verdiğimizde de ilk aklıma gelen arka koltukta yapılacak kabus gibi bir yolculuk olmuştu...

Neyseki kızım koltuğunda bir yetişkin edasıyla yolculuk yapabildi bu defa ve dönüş yolculuğunun son 2 saati dışında bizi hiç üzmeden koltuğunda oturdu. Bense uzun süre sonra yeniden ön koltuğun tadını çıkarttım.

Uzun süre sonra yine ilk defa uzun yolda yeniden araba kullandım Dewrimin ısrarlarıyla. Hatta gece yolculuğu yaptım yaklaşık 3 yıl sonra...

Evde bizi bekleyen kargaşanın kabulünü yapmış olmamızdan mı bilmem bu defa o kadar da kötü gelmedi bu kargaşa. Kızlar büyüdü ve oyuncaklarla oyunlar oynamaya başladılar kendi aralarında. Ara sıra oyuncak kavgaları yapılsa da genelde güzel bir oyun ekibi oldular :)

Kızım özellikle ikizlerin sevgi gösterilerine maruz kaldı. Sürekli öpüldü, kucaklandı. Genelde memnun gözükse de arada korku gözyaşlarıda döktü ama yine de onların yakınında olmaktan vazgeçmedi.

Herşey gayet güzeldi. Biraz gece uykularımız alıştığımız kadar düzenli değildi geç saatte uyuyordu kızım ama ne yapsın evde 8 kişi birden olunca ne gürültümüz eksik oldu ne de patırdımız :)

Ablacığımla birlikte 2 saatlik bir es verdik çocuklarladolu hayatımıza...
Birlikte alışverişe çıktık. Biraz dolaştık.Hediyeler aldık...

Cumartesi günü daha sabah saat 11:00 civarında hep birlikte maaile dışarı çıkmaya karar verdik, dışarı çıkabildiğimizde saat 17:00 idi. Sanırım evdeki kargaşayı anlatmaya yetmiştir bu durum...

Tatilim boyunca içimde kalan tek şey kızımı 23 Nisan için dışarı çıkaramamak oldu fakat ertesi gün eline verdiğim bayrağı yemeye kalkınca henüz hazır olmadığını anlamış oldum :)

Günler rüzgar gibi geçti...

22 Nisan 2010 Perşembe saat: 15:00 te Ispartaya doğru yolculuğa çıkmamızla başlayan tatilimiz 25 Nisan 2010 Cuma saat: 19:00 da İstanbulda sona erdi...

11:00 de kahvaltıdan sonra çıkılan dönüş yolculuğumuz gidişe göre nispeten daha zor olmakla birlikte genelde iyiydi.

Ablamı, Halil'i ve kızları görmek gerçekten çok güzeldi...

Kargaşaya değdi...

21 Mart 2010 Pazar

1. Doğumgünü Partimiz

Çok güzel bir gündü...

Kızım prensesler gibiydi...
İkramlarımız muhteşem oldu...
Her zamanki gibi Şerife abla ve kızı Mesude' nin hayat kurtaran katkıları ile tabiki :))
Buradan kendilerine bir kez daha teşekkürü borç biliyorum...



Bazı şeyleri anlatamazsınız kesinlikle yaşanması gerekir. İşte bugün yaşadıklarımda onlardan...
Ne mutlu bana...


11 Mart 2010 Perşembe

Hazırlıklar başladı...

Benim miniciğim büyüdü ve 1 yaşına girecek...
Hala zamanın ne kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum...

Alaralı hayat gözümün önünden film şeridi gibi geçti şimdi bu yazıyı yazarken...
Ayılma odasından asansörle odaya çıkarken gözlerim dolu ağlamaklı " kızım iyi değil mi, sakat falan değil değil mi" deyişlerim geldi aklıma...

Sonra miniciğimi ilk gördüğüm an
Karga bile yavrusunu Şahinim diye sever ya bana da kızım şimdiye kadar gördüğüm en güzel bebek gibi görünmüştü...

Evdeki ilk gün...
Göbeğimizin düşmesi...
İlk banyo...
İlk bayram...
İlk emekleme...
İlk diş...

....

Ne güzel geçmiş bu 1 yıl...
Zor ama kesinlikle çok güzel...

Daha nice güzel yıllarımız olur inşallah...
Allah uzun ve sağlıklı ömürler versin miniciğime :)))

8 Mart 2010 Pazartesi

Geri Sayım Başladı...

İlk doğum günümüze sadece günler kaldı...
Zamanın bu kadar çabuk akıp gitmesine inanamıyoorum hala...
Kızım için güzel bir parti düzenlemek istiyorum.
İşe davetiyemizi hazırlamakla başladım.
Diğer detaylar netleşince bu şirin doğumgünü davetiyemizi arkadaşlarımın mail adresine göndereceğim...



Click to play this Smilebox invite: Alara 1 Yasinda...
Create your own invite - Powered by Smilebox
Personalize an invite

27 Şubat 2010 Cumartesi

Yar saçların lüle lüle kilolar size güle güle...


Diyete başlayalı tam 3 ay oldu...

Hedef çok büyüktü...

12 kilo...


İnternette hep doğum sonrası gebelik öncesi kiloya inme için bebeğin 1 yaşına girişi hedef kabul ediliyor. O süre zarfında kiloların verilmesi ideal olanıymış. Tabi bu ideal yine ideal kilo alan yani maksimum 12 kilo ile gebeliğini tamamlayanlar için aslında.


Ama ben yine de hedefimi büyük tutarak gebelik öncesi kiloya ulaşmayı hedef kabul ettim. Şimdiye kadar 9 kilo vererek 58 kiloya inmeyi başardım.


55 kiloya inmeli miyim bilmiyorum ama bakalım henüz 3 haftam daha var. Yapıcaz bakalım bişeyler :))))


Başlarken çok motive ve umutluydum...

Başardım...

Hiçbirşey kaçmaz benden bu da kaçmadı...

Kısa sürede çok iş :)))




14 Şubatta ilk dişimizin müjdesini almış ve acaba 2. ve diğerleri için de bu kadar çok bekleyecek miyiz diye düşünmüştüm ama şükür ki düşündüğüm gibi olmadı. İlk diş için 3. ayından itibaren bizi bekleten kızım bu defa bizi şaşırtarak "kısa sürede çok iş" ilkesi ile 1 hafta bile dolmadan 2. dişini 2. hafta bitmeden de 3. dişini çıkartmaya başladı.




İnternetten epey araştırdım normal sıralamaya uymuyoruz ama illaki normal sıralamada çıkmasını beklemeyin dediği için dert etmedim.




İlk olarak ön üst 2. olarak ön üstün diğer çiftinin yanı 3. olarak ta alt ortalardan biri çıkıyor.




Neyse canım çıksınlar ev sağlam olsunlar da başka birşey istemem :)))

18 Şubat 2010 Perşembe

Diş buğdayı kurabiyelerimiz...









Sonunda...
"Kızımın dişleri çıksada şu kurabiyeleri yapsak" dedim dedim sonunda yapabildim.

Sağolsunlar Şerife abla ve kızı Mesude' nin hakkını ödeyemem. Ben işten dönene kadar diğer ikramları ve diş buğdayı kurabiyelerimizin kurabiyesini hazırladılar. Ben gelince de şeker hamuru ile süsledik ve işte bu şirineler ortaya çıktı.
Bu güzellikler için saat 2 ye kadar ayakta kalsamda finalde değdiğini kesinlikte söyleyebilirim.
Çok beğendim.
İşyerimde dağıttığım ve tadan herkes de çok beğendi.
Kızımın tüm dişlerinin biran önce ve kolayca çıkmasını diliyorum.




14 Şubat 2010 Pazar

Hoşgeldiniz kızımın inci dişleri...















Yine uzun süredir yazamıyorum...
Her yazışımda bir daha ki sefere önemli olayları biriktirmeyeceğim diyorum ama yoğunluktan yine beceremiyorum...
Neyseki bu defa kızımın ilk dişini tam zamanında yazıya dökebileceğim :)

Önce kısaca geçen haftadan bahsetmek istiyorum...
6 Şubat Cumartesi Etilerde Erberk ajansın fotograf çekimindeydik nihayet...
Nihayet diyorum çünkü 23 Ocakta kar yağışı nedeni ile ertelenen randevumuzun ardından yeni randevuyu almak için 1 hafta da sistemsel hatanın çözümlenmesini bekledikten sonra sonunda başarabilmiştik çekimlere gelebilmeyi. Kızım için 5-6 çeşit kıyafet götürdüm ama yanlız ayakta duramadığı için sadece 2 elbise ile ve büst şeklinde fotograf çekildi. Pembe yakalı ve kırmızı tüllü elbiselerini giydirdim. Herkese yavrusu güzel görünür tamam ama benim kızım vallahi de çok güzel yaaaa :) Ajansta hakikaten çok tatlı bebekler vardı hele bizim önümüzde çekimi yapılan bir ufaklık vardı adını anımsayamıyorum bukle bukle kıvrcık saçları ile çok sevimli bir delikanlıydı ama kızımın hakkını da yememek lazım.
Maşallah tüm fotograflarda da gamzelerini çıkartmayı ihmal etmedi tatlı meleğim. Zaten herkes o kadar çok beğendi ki bizim fotograf çekimimiz sırasında izleyiciler epey çoğaldı :))
3 yıllık sözleşme imzaladık. Bakalım bundan sonra reklam yada dizi tekliflerini değerlendireceğiz duruma göre :)))))

Gelelim asıl mevzuya...
Bugün 14 Şubat 2010...
Sevgililer günü...
Maaile kendimizi attık dışarı...
Önce Tuzla Balıkçısında güzel bir ziyafet...
Ardından Praktiker ve İkea da biraz alışveriş biraz gezmece...
Madem gelmişken yukarı çıkıp Meydanda da gezelim diyoruz ama hafiften yağmur atıştırıyor neyse içeri girelim bari diyoruz. Girmişken de Reale uğruyoruz. Ben meyve sebze reyonunu bir aşağı bir yukarı gezerken babası tüm gün ilginç bir biçimde huysuzluk yapan ve ağlayan kızımı oyalamaya çalışıyor...
Tam bu sırada da müjdeli haberi alıyorum...
Kızımın ilk dişi çıkmış sonunda...
Hani hani nerde nerde bende görmek istiyorum...
Aaaaaa ilk diş dediğin altta çıkmaz mı?
Ama bu diş yukarıda...
İnternetten araştırıyorum hemen neyseki genelde ilk olarak alt ortalar çıksada bazen üstlerde çıkabiliyormuş....
Şimdi sıra geldi aylardır kızımın dişlerini bekleyen meşhur diş kurabiyelerini yapmaya...
Bakalım becerebilecekmiyim?
En iyisi Şerife ablanın da desteği ile hafta içi bu işi bitirmek
Hem işyerinde dağıtırım hem de haftasonu köye gidersek oraya götürürüm...
Hadi bakalım bana kolay gelsin...
Bundan sonraki ilk yazıyı çoooook güzel olan diş kurabiyelerim için yazarım inşallah :)))

İnci gibi güzel ve en az teyzesininkiler kadar sağlam dişleri olur kızımın inşallah...
Ağrısız sızısız biran önce çıksınlar inşallah...

9 Ocak 2010 Cumartesi

Hoşgeldin 2010...

Birlikte ilk yılbaşı...


2008'den 2009' a geçerken de birlikteydik ama o zaman kızım farklı bir boyuttaydı...

Şimdi ise hep birlikteyiz...


Aslında plan evde oturup pijama, terlik, TV üçlemesini gerçekleştirmekti ama son anda plan değişti ve kendimizi Ispartaya doğru ablamlara giderken bulduk...


Akşam erken saatte orada olabilmek için işten 14:00' te çıktım. Kızımla babası beni işten aldılar. Kızım mışıl mışıl uyurken biz epey yol katettik...


Yolculuk 7 saat sürdü. Ev beklediğimiz gibi şenlik yeri gibiydi. İkizler ve Yarenin cıvıltısına kızımın çığlıkları da eklenince ekip tam anlamı ile tamamlanmış oldu...



Bu arada yılbaşı münasebeti ile diyete bir günlük mola vermiş ve öğle arasında departmanca gittiğimiz restorantta tıka basa doyurmuştum karnımı. 1 aydır sayıkladığım künefeyi ise akşama saklamıştım. Tutturdum tabi bana künefe alın diye :)

Neyseki Halil ve Dewrim gidip buldular şöyle dondurmalı mis gibi bir künefe ziyafeti çektim kendime...

Bundan sonra 59 rakamını tartıda görene kadar yine ağzıma tatlı birşey sürmek yok...



Yeni yılın ilk dakikalarında Aydındakilerle de msn' den görüntülü konuştuk. Dedemler ve teyzemler bizdelermiş. Hepsini gördük.



Teker teker çocuklar uyudukça etraf sessizleşti epey, gerçi kızım arabada azcık uykusunu aldığından ve değişik ortamı inceleme çabasından uyumamak için epey direndi ama en sona kalsa da eli mahkum uyudu...



Çocuklar uyuyunca biraz sohbet etme fırsatımız oldu. Ama tüm gün çoluk çocuk çığlığı duymaktan halimiz kalmayınca bu defa biz yetişkinler uykularımıza yenik düştük.

İlk ben pes ettim...

Sanırım saat 1:30 falandı uyuyakalmışım. Neyseki kızım geç yatmanın da etkisi ile sabah 9' a kadar uyudu...


Tatilin geri kalanı nasıl geçti çok net hatırlayamıyorum. 4 canavar. Oraya koştuk, buraya koştuk, şuraya koştuk...

Sadece 1 saatliğine canavarları evde bırakıp ablacığımla baş başa Isparta sefası yapabildik hepsi o kadar...

Neyse tek onlar sağ olsun, daha çooooook yılbaşılar, tatiller geçecek inşallah...

28 Aralık 2009 Pazartesi

Kızımın 9. ay doktor randevusu...
















Nerdeyse 1 aydır yazamıyorum...

O kadar çok yazacak şey varki aslında nereden başlasam bilemiyorum...

Malum zaman dar iş-ev-Alara üçgeni tüm hayatımı ele geçirmiş durumda, bu nedenle geçen 1 ayı kısaca özetlemek istiyorum...



Öncelikle diyet günleri son hızıyla devam ediyor. Gerçi son hız dediğime bakmayın biraz hız kesti kilo kaybım ama yine de idare ediyorum. Bu ilk ayımdı (gerçi henüz ay tamamlanmadı ama ) ve ben 5 kilo verdim bile. İşe başlarken aldığım pantolonlar artık belimden düşüyor. Hatta bu akşam denediğim birkaç parça kıyafet üzerime olunca ne kadar fark ettiğini bir kez daha anladım...

Önümüzdeki ay yine azimle diyete devam edeceğim. Umarım bu defa da 5 kilo kaybedebilirim.



Dediğim gibi aslında bu ay birçok ilki yaşadık. Bunlardan beni yerle bir edeni kızımın ilk hastalığı oldu....

17 Aralık günü öğleden sonra Şerife ablayı arayınca kızımın hafif ateşli olduğunu öğrendim. Açıkçası fazla önemsemedim. Zaten Şerife abla da çok endişeli değildi. Diş çıkartma sendromu olduğunu düşündük ikimizde. İçten içe de sevindim ne yalan söyleyeyim. Aylar önce bir hevesle aldığım kurabiye malzemelerim bozulmadan şu diş kurabiyelerini biran önce yapmak istiyordum çünkü ... Ama öyle değilmiş malesef.

Ta ki 18 Aralık Cuma gecesi uyanıp kızımın ateşler içinde olduğunu görene kadar. Panikle Devrimi uyandırdım ateş 39' a yükselmişti. Bir ara 40,3 bile ölçtük. İkimizde çok korkmuştuk fakat yine de soğuk kanlı hareket etmiş ve fitil banyo derken ateşi düşürmeyi başarmıştık...

Gece boyunca ateş ile mücadele eden kızım yorgun düşüp sabaha kadar deliksiz bir uyku çekti ama ne yazıkki uyandığında yine cayır cayır yanıyordu...

Fitil, banyo ikilisi ile müdehale ettik yine...

Neyseki zaten 19 Aralık Cumartesi günü için 9. ay doktor randevumuz vardı. Aylardır ilk defa evden bir türlü çıkamayıp randevuya asla yetişemeyeceğimizi anlayınca arayıp randevumuzu öğleden sonraya aldırdık. Neredeyse o randevuya bile geç kalacaktık ya neyseki kılı kılına yetişmeyi başardık. İlk defa doktor randevusuna endişeli olarak gidiyordum. Neden, bu ateş neden kızımın yakasını bırakmıyordu...

Kan testlerimiz temiz çıkınca ateşe daha hızlı müdehale tmemize yarayacak bir ilaç ile geri döndük. Haftasonu ateşin devam etmesi durumunda tekrar hastaneye dönmek kaydı ile. Fakat ne yazıkki ateş kesintisiz devam etti. Ateş düşürücü verdiğimiz sürece düşük tutabildiğimiz ateş yine 40 sınırlarını zorladı. Uykusuz, keyifsiz, tatsız, tuzsuz kötününde ötesinde bir haftasonu oldu benim için. Her zaman gülücükler atan neşeli bıdığımın oyuncaklarını eline alacak kadar bile takati kalmamıştı. Yemiyor, içmiyor, gülmüyor ve kucağımdan başka bir yerde durmuyordu.

Pazartesi sabahı ateşi yoktu. Kabusun bittiğini düşünerek işe gittim fakat malesef kabusun bitmediğini Şerife ablanın telefonu ile öğrendim. Ateş yine yükseliyordu...

Alel acele işten dönüp kızımı hastaneye götürdüm. Domuz gribi testi yapıldı. İdrar ve kaka tahlili için ise gerekli numuneleme techizatını alıp eve geri döndük. Gün ortasında Grip sonucumuzun (-) olduğunu öğrenip rahatladık fakat numune almayı bir türlü başaramadık. Ateş fena gitmiyor derken son olarak tekrar yükselince doktorumuzun tavsiyesi ile antibiyotiğe başladık. İlk hastalık ve işte ilk antibiyotik...

İlaç sektöründe çalışan biri olarak antibiyotik başta olmak üzere ilaç kullanımına hep temkinli yaklaşmışımdır. Mümkün mertebe ilaç kullanmayan biri olarak 9 aylık miniğime geniş spektrumlu bir antibiyotik veriyor olmanın verdiği hafif tedirginlik ile başladık ilaca. Beklediğim üzere özellikle ateş nedeni ile zayıf düşen bünyesi ilacın birçok yan etkisinin de ortaya çıkmasına neden oldu. Huzursuzluk, ishal, kırmızı lekeler....

Neyse ki bunun yanında ateş kontrol altına alındı, iştah ve neşe yerine geldi....
İlk günden itibaren olumlu sonuçlar kendini gösterdi fakat tabi yine de tedavi sürecini 7 güne tamamlamak için azmettik...

Şimdi iyiyiz, çok şükür ki çoooooook iyiyiz...

Son zamanların moda lafı " Doktor ve tahlil paraları 200 TL, ateş düşürücü şuruplar ve antibiyotik 30 TL, kızımın iyileştiğini görmek paha biçilemez"

Tabi sadece üzücü olaylar olmadı, güzel ilklerimizde var...

Mesela kızım artık tutunarak kendi kendine ayağa kalkabiliyor. Geçen hafta sanki tam olarak iyileştiğini ve formunu kazandığını bize ıspatlamak istercesine kendini aştı ve neredeyse 1 günde tutunarak ayağa kalkmaya başladı. Başka marifetlerimiz de var. Giderek yaramazlaşan kızım yine geçen haftadan beri çekmece açıp içinden kendine oynayabilecek hazineler bulma çabasına girdi...

Ben büyüyorum ve giderek yaramazlaşıyorum haberiniz ola diyor yani :)
Tamam kızım tamam aldık biz mesajı...
Sen yeterki iyi ol ev senin, karıştır karıştırabildiğin kadar....

Diğer önemli gelişme ise kızım için 3. ayda Erberk ajansa başvuru yapmıştım fakat 9. ayını doldurmasını beklememiz gerektiği cevabını almıştık. Yine geçen hafta başvurumu tekrarladım ve bu defa olumlu yanıt aldık. Yani kızım Erberk ajans cast kadrosuna kabul edildi. 23 Ocak Cumartesi günü fotograf çekimimiz var. Birde sözleşme imzalayacağız. Bakalım belki de bir reklam filmi yada dizi de oynarız.

Benim çocukluğuma dair o kadar az anım var ki...
Kızımın benim gibi sadece birkaç fotograftan oluşan bulanık bebeklik-çocukluk anıları olsun istemediğimden onu bu işe sokmak istedim. Çok değil sadece 1 tane bile iş teklifi gelirse ileride gülümseyerek hatırlayacağı güzel bir anısı olması için kabul etmek istiyorum...

Bakalım ilerleyen günler bize neler gösterecek...

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts with Thumbnails

Bizim aile...