Özel günlerimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özel günlerimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2012 Perşembe

Bayramda süper babaannedeydik

Merhaba,

Mevcut koşuşturmaya evdeki bilgisayarın Alaranın hışmından nasibini alan ve isyan bayrağını çekerek artık çalışmayan tuşlar eklenince yazılması gereken yazılar listem uzadıkça uzadı...

İpin ucunu daha fazla kaçırmadan bir yerlerden başlamalıydım kısmet bugüneymiş...

İlk yazım bayram tabiki...

Ramazanın ardından iple çektiğimiz bayram gelmişti. Gelmişti gelmesine de bana çok ta hayırlı olduğunu söyleyemeyeceğim :(

Bayram sonrası 3 gün için Şerife ablaya izin verdiğimizden ve kendimiz izin alamadığımızdan bayram sonrası Alara babaannesinde kalacaktı. O nedenle kocamaz bir valiz hazırlayıp Cuma akşamı iş çıkışında köyün yolunu tutmuştuk, kayınpederimin vefatından sonraki ilk bayram olması nedeni ile hepimiz için ayrı bir manası vardı...

Bu arada tam olarak hatırlamıyorum ama sanırım 6-7 aydır Alara babaanne demiyor sürekli süperbabaanne diyor :)))

Cumartesi günü arifeydi, oruçluydum fakat o kocamaz valizde kışlık doğru düzgün birşey olmadığından mecburen alışverişe çıkıp, sıcak, kalabalık,bunalma, klima dörtlüsü de bir araya gelince hasta olmak kaçınılmaz oldu...

Özel bir bayramdı ama bayramdan aklımda kalan tüm vücudu ağrıyan ve eline yapışmış mendille burnu palyaçolar gibi kıpkırmızı olan bir ben...

Benim için öyleydi tabi ama Alara için süperdi tabi, cici tüllü elbiseler, bol bol şeker ve çikolata, etrafında pervane olan eş dost ve akraba...

Bir de her istediğini yapan emrine amade bir süper babaanne :)))

Bense Salı akşamüstü eve dönüş yolunda hala ilk günkü kadar hastaydım :(

Daha biz yoldayken mesajla gelen fotograf ise tam anlamıyla içerisinde olduğum uyuşukluk halini üzerimden atmamı sağladı :)))


Bu kızın köpek sevgisi beni kalpten götürmezse iyi :)))

Neyse gelelim konuya...

Alarasız geçen 3 gece 3 gün hastalığım nedeni ile tam istediğimiz gibi geçmese de evdeki huzur ve sessizlik bile karmaşa içinde geçen yaz tatilimizden sonra iyi geldi valla

Cuma akşamı iş çıkışında Alarayı almak için yeniden köydeydik bu defa süperbabaanne ve amca da hastaydı, mikroplarım evin her yerindeydi yani :)

Bir sonraki haftaya Şerife ablanın da tatilinden hasta dönmesi ile hasta modu doruklara ulaşsa da bu süreçten hasta olmadan çıkmayı başaran kızımı tebrik ediyorum :)))

6 Ekim 2011 Perşembe

Halil Bey Konağı...







Bu sıralar bloğu iyice boşladım...
Ama günler o kadar hızlı geçiyor ki anlamak mümlün değil...
Aslında elimde yayınlanmayı bekleyen taslaklar ordusu var ama bir türlü oturup tamamlayamıyorum...
Ama söz çok yakında bloğumu tekrar güncel hale getireceğim :)

Neyse neyse gelelim Halil Bey Konağına...

2 hafta önce haftasonu için Ispartaya ablamlara gittik. Yeni aldıkları evi görmeye.
Ne yalan söyleyeyim evin ilk yıkıntılık halinin fotografını gördükten sonra bu yeni görüntüsü beni çooook şaşırttı. Tıpki kadınların makyajla inanılamayacak kadar değişmesi gibi bu evde resmen bir başkalaşım geçirmiş.

Tam hayallerde canlandırılan evlere benzemiş, tek katlı bahçe içinde güzel bir villa...

Gerçi yaz tatilinde görüşmüştük ama ablamı görmek bana çok iyi geldi. Onu ne kadar özlediğimi fark ettim gördüğümde...

E tabi 4 çocuğun meydana getirdiği curcunadan bahsetmeme gerek yok sanırım, siz tahmin etmişsinizdir...

Ama bu defa bahçeli bir villada olmanın tadını hem biz hem de ufalıklar çıkarttık nasıl mı tabiki alt kat komşuların rahatsız olacağı stresi yaşamadık ve onlara da yaşatmadık. Haliyle deli gibi udurdular :)

Bizimki bir taraftan kuzenleri, bir taraftan pamuk (ablamların yavru goldeni) oraya buraya koşuşturmaktan ilk günün sonunda 30 saniyede uyuyakalarak kendi rekorunu kırdı tabi günün sonunda...

Her şeyle mükemmel bir haftasonu geçirdik ve bu anları ve fotogtaf karelerini de unutulmazlar hafızamıza kazıdık...

En kötü günlerimizin hep böyle geçmesini dilerim :)

24 Temmuz 2011 Pazar

Kapı dönemi kapanıyor...

Evimizin oturma odası ile mutfağı birleşik yani Amerikan mutfak dediklerinden olunca Alara' yı mutfağın tehlikeli ortamından korumak için yıllarca araya bir bariyer koymak zorunda kaldık...

Evet onu bir nevi oturma odasına hapsettik kabul ediyorum ama buna mecburduk. 3 yaşında tüm vücudu yanmış biri olarak onu mutfaktan uzak tutmak bana herşeyden daha önemli geldi...

İlk zamanlar tahtadan ve alçak seviyeli bir kapımız vardı ama Alara büyüdükçe kapının üzerinden atlama konusu üzerinde ihtisas yapmaya başladığını anlar anlamaz İkea' dan aldığımız malesef parmaklığa benzeyen bir kapı ile değiştirmek zorunda kaldık...






Ama bu kapı da umduğumuz kadar uzun ömürlü olmadı :)))

Siz misiniz illaki buraya kapı takmaya çalışan akıllı bıdıklar dercesine kapının kilitini açıp kapatmayı öğreniverdi şıp diye...

Hal böyle olunca kapının da bir anlamı kalmadı ve kapı dönemini kapatıp ona özgürlüğünü yeniden verdik...

Umarım bu karar hepimiz için hayırlı olur...

İlk defa hayvanat bahçesinde...

Bugün yine kızım için çok önemli bir gün oldu... Çünkü ilk defa hayvanat bahçesine gittik... Darıca Hayvanat Bahçesine... Sabah kalk sallana ballana kahvaltı yap vs derken erkenden çıkamadık malesef. Aslında erken gidip öğlen sıcağına kalmasak iyi olacakmış ama neyse tecrübe edinmiş olduk :)) Alara hayvanat bahçesinde tam da beklediğimiz tepkileri verdi aslında... Her kafesin önünde uzunca süre durmak ve hayvanları doyasıya incelemek istedi. Yine beklediğimiz üzere hiçbir hayvandan korkmadı. Yanlız bu isteği yüzünden kafesten kafese geçme kısmında bizi biraz zorladı. Çünkü uzunca bakmak istedi hayvanlardan onu kopartmak kolay olmadı tahmin edeceğiniz üzere... Her kafes değişikliğinde aaa bak bu hayvan daha güzel, aaaa bak ne var burda şeklinde çığlık çığlığaydık... Ama yine de güzel bir tecrübeydi... Bu tecrübeden ise şu dersleri çıkarttık: 1- Kesinlikle sabah erken gidilmeli zira öğlen sıcağında hem sizin beyniniz sulanıyor, hem de hayvanlar kuytu köşelere çekilmek istediklerinden bazı hayvanlar ya uyuyor yada sizinle ilgilenmeyi tercih etmiyor 2- Yok öğlen saatlerine sarkacaksa yanınızda mutlaka şapka getirmiş olun ki beyin haşlaması olmayın :) 3- Bence Alara için çok güzel bir gündü. İsmini yeni öğrendiği, sadece televizyonlardan gördüğü hayvanlarla tanışması gerçekten müthişti fakat bence biz bu ziyareti Alara biraz daha büyüyünce 4-5 yaşında yeniden yapmalıyız ki daha bilinçli olarak gezebilsin ve bu güzel mekanı hafızasında bir yere yazabilsin... İşte günün ilk yarısı böyle geçti... İkinci yarısı ise tamamen spontan gelişti açıkçası... Hayvanat bahçesinde işimiz erken bitince eve dönmektense değişik biryerlere gidelim dedik. Bereye gitsek ne etsek derken kendimizi Ağva yolunda buluverdik. Ben Ağvayı Bir İstanbul Masalı dizisinden biliyorum sadece. Daha önce hiç gitmemiştim. O yüzden bu güzel gezi benim için son derece keyifli oldu. Alara' nın gidiş yolunda uyuması da güzel bir yolculuk geçirmemiz açısından iyi oldu. Sahil kenarında gezdik. Birlikte yemek yedik, çay içtik sohbet ettik... Bu güzel anları da cukkaya attıktan sonra dönüş yoluna geçtik. Her ne kadar dönüş yolu bir miktar kalabalık olsa da geçirdiğimiz güzel günün hatırına gıkımızı çıkartmadık...

23 Haziran 2011 Perşembe

İlk gerçek lunapark eğlencemiz...

Bugün işten döndüğümde kızım babasıyla beraber otobüs durağında bekliyordu... Meğer bizimki durmamış otobüs diye tutturmuş garibim Devrim de napsın çıkarmış kızı durağa arabaları saymışlar :))) Birlikte eve gittik kavga kıyamet... Sen misin eve götüren yarım saatte zor susturduk, hal böyle olunca yemeği hızlıca yiyip dışarı çıkmak farz oldu... Napcaz attık kendimizi Viaporta... Birkaç alışveriş turundan sonra, Alara' yı tırtıla bindirdim. 1. tur ardından 2. tur derken ağlaya ağlaya indirdim küçük hanımı, tribin biri bin para... En son kıyamadık ve lunaparka gittik hep beraber. Bu kızımın ilk gerçek lunapark deneyimi oldu. Daha önce alışveriş merkezlerinin bir köşesinde oluşturulmuş çakma parklarda eğlendiğimiz oldu ama ilk defa gerçek bir lunaparkın tadını çıkarttık hep birlikte... Önce hoplama parkurunda 20 dakika gönlünce hopladı, sonra dişine uygun tüm oyuncakları sırayla gezdik, baba kız çarpışan otolara bile bindiler, tüm oyuncaklarda son derece eğlendi ve kahkahalar havada uçuştu, sadece son bindiği tranbolinli zıplama aparatında uykusunun da gelmiş olmasının verdiği hassasiyet nedeni ile korktu o kadar :)))) Güzel kızım, tüm günlerinin bu günkü gibi neşe içerisinde geçmesini can-ı gönülden diliyorum...

18 Mayıs 2011 Çarşamba

CM101MMXI

Tarih: 11 Mayıs 2011 Çarşamba
Yer TİM Maslak

Uzun süredir kendimiz için bir aktivite yapmamıştık. Yıllar sonra ilk kez baş başa eğlenceli bir akşam geçirdik. Gülmenin dibine vurduk...

Her ne kadar iş çıkışı (saat: 18:00' de) yollara düşüp keşmekeş İstanbul trafiği nedeni ile planladığımız gibi mükellef bir akşam yemeği yiyememiş olsak ta oldukça eğlenceli bir gündü.

Yine ilk defa (babamızın hastanede yattığı 2 geceyi saymıyorum çünkü o zorunluluk hali idi) yaptığımız programın çok geç sonlanacak olması nedeni ile kızım Şerife teyzesinde kaldı.

Her 3 taraf ta bu durumdan oldukça memnun kaldı.

Kızım: Mesude ablası, Fikret amcası ile eğlenceli ve oyunlarla dolu bir gece geçirdi
Biz: Üzerimizdeki stresi bir kenara bırakıp güzelce güldük
Şerife Hanım ve ailesi: Evlerine gelen minik bilmişle doyasıya hasret giderdiler

Eeee o zaman tek kelime ile süper olmuş bence, olmamış mı :)))



14 Eylül 2010 Salı

Bir yastıkta 4 yıl...





Her nekadar ailemizde yıldönümü kutlama alışkanlığı olmasada sadece evliliğimizin bile 3 yıl dönümü var :)))

6 Eylül 2006 nikah
24 Ekim 2006 Aydın' daki düğün
28 Ekim 2006 Çerkezköydeki düğün...

Bu hamilelik, Alara' nın ilk ayları derken bu yıl kendimize başbaşa zaman ayırabildik. Kuşadası sefası yaptık birlikte. Gerçi gürültülü ortamların bize göre olmadığına kanaat getirerek çıktık yüksek ötesi sesle camları inleyen disko' dan ama olsun yine de güzeldi...

4. yılımızı devirdik ne mutlu bize
40. yılı görmek nasip olur inşallah (Şunun şurasında ne kaldı ki 36 senecik)

23 Mayıs 2010 Pazar

Adım Turtamız





Babaannemiz sağolsun...
Kızımın koşar adımlarının şerefine Çerkezköyde hemen adım turtası yapıp dağıttık...
Daha önce hiç duymadığım faklı bir adet...
Koşa koşa yürüsün düşmeden büyüsün diye dağıtılıyormuş...

Umarım yiyen herkesin bu yöndeki duaları kabul olur ve kızım bu yeni yürüme durumunu en az hasarla atlatır :))))

Öğle yemeğini bile yiyemeden adım turtalarımızı pişiren sevgili anneme, paketleme işleminde yardımlarından dolayı Bedriye yengeme ve Özlem' e, ve tabi dağıtma konusunda bize desteğinden ötürü Beste' ye çok teşekkür ederim...

Hepinizin ellerine sağlık...

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Renkli bir haftasonu...




Havalar nihayet ısındı...
Kızım ve Şerife abla beni her akşam bahçede karşılamaya başladılar...
Pek bir alıştım ne güzel bir duygu onu göreceğim anı düşünerek daha bir güzel daha bir çabul geçiyor işte zaman...

Cuma akşamı da öyle oldu...
Kızım yürütecine atlamış oradan oraya koşmuş, sevimli yanakları pembe pembe olmuş :))
Birlikte babamızı bekledik. Biraz daha oynayıp iyice yorulup eve öyle girdik.
Yaz geldi ya hava da karanlık olmuyor eee valla süper :)))

Cumartesi sabahı nedense sabah erkenden uyandım, yapılacak çok fazla işim olduğundan olsa gerek. Fakat sonradan karar değiştirip gezmeye karar verdik. Dışarı çıktık ama henüz plan yapmamıştık. Yola çıktığımızda Galatasaray-Antalyaspor maçına gitmeye karar verdik.

Eeeee hal böyle olunca da geçtik karşıya, gezdik, yemek yedik, alışveriş yaptık, kızıma eşofman takımı ve spor aykkabı girdik.

Bir ara yolda yine Erberk Ajanstan Eti reklamı için mesaj gelince dayanamadık rotayı çevirdik mesajın bizi yönlendirdiği ajansa.
Ben haftasonu olması nedeni ile kalabalık bir grupla karşılaşacağımızı düşünmüştüm fakat nedense salon boş sayılırdı sadece birkaç kişi vardı. Birkaç soruluk bir anketi cevapladıktan sonra birkaç pozda fotograf çektiler hepsi o kadar. Orada 10 dakika gibi kısa bir sürede işimizi tamamladıktan sonra haftasonu sefamıza kaldığı yerden devem ettik. Önce Beyoğlu Göz Hastanesine uğrayıp eşimin teyzesi ve kuzanini gördük. Arkasından da önce alışverişe sonra da doğru Ali Sami Yen' e....

Alara sayesinde tüm aramaları atlatarak çantamızda sakladığımız ganimeti keyifle mideye indirdik.

Daha sonra maçı izlemeye koyulduk. Kızım ilk defa bir spor müsabakasını izledş. İlk defa Ali Sami Yen' e geldi. Açıkçası biri anlatmayınca ben maçtan pek bişey anlayamadım. Tabi birde kızım sürekli tepemde olunca anlamak epey zor olurdu zaten herhalde...

Saat 22:00 de maç bitiminde eve doğru yola çıktık. Güzel bir günün bitiminde yorgun ama mutlu olarak...

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Yine yeni bir dönem...

Hedefim 15. ayını doldurmasını beklemekti...

İnatla ve sabırla kızımı emzirmeye devam ediyordum...

Fakat malesef kısmet değilmiş...

En son 30 Nisan 2010 Cuma gecesi emzirebildim canım kızımı...

Sarıp sarmalayarak öpüp koklayarak uyuttum miniğimi...

Koklayarak veda ettim Safranbolusu gezisine gitmeden mışıl mışıl uyuyan kızımı...

Malesef gezi sırasında yaşadığım allerji vakası nedeni ile 10 gün boyunca almam gereken antihistaminik bu planlanmayan kararı almama neden oldu. Kızımı 13,5 aylıkken sütten kestim...

Bugün tam 5. gün...

Onun için de benim için de tahmin ettiğim kadar sancılı bir süreç olmadı çok şükür...

Bakalım her işte bir hayır vardır diyerek kabullendım bu ani gelişen olayı...

Ve ikimiz için de yeni bir dönem daha başladı...

Artık her istediğimi yiyebilir yada kalan son birkaç kilomu verebilmek için istediğim gibi diyet yapabilirim :)

21 Mart 2010 Pazar

1. Doğumgünü Partimiz

Çok güzel bir gündü...

Kızım prensesler gibiydi...
İkramlarımız muhteşem oldu...
Her zamanki gibi Şerife abla ve kızı Mesude' nin hayat kurtaran katkıları ile tabiki :))
Buradan kendilerine bir kez daha teşekkürü borç biliyorum...



Bazı şeyleri anlatamazsınız kesinlikle yaşanması gerekir. İşte bugün yaşadıklarımda onlardan...
Ne mutlu bana...


11 Mart 2010 Perşembe

Hazırlıklar başladı...

Benim miniciğim büyüdü ve 1 yaşına girecek...
Hala zamanın ne kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum...

Alaralı hayat gözümün önünden film şeridi gibi geçti şimdi bu yazıyı yazarken...
Ayılma odasından asansörle odaya çıkarken gözlerim dolu ağlamaklı " kızım iyi değil mi, sakat falan değil değil mi" deyişlerim geldi aklıma...

Sonra miniciğimi ilk gördüğüm an
Karga bile yavrusunu Şahinim diye sever ya bana da kızım şimdiye kadar gördüğüm en güzel bebek gibi görünmüştü...

Evdeki ilk gün...
Göbeğimizin düşmesi...
İlk banyo...
İlk bayram...
İlk emekleme...
İlk diş...

....

Ne güzel geçmiş bu 1 yıl...
Zor ama kesinlikle çok güzel...

Daha nice güzel yıllarımız olur inşallah...
Allah uzun ve sağlıklı ömürler versin miniciğime :)))

8 Mart 2010 Pazartesi

Geri Sayım Başladı...

İlk doğum günümüze sadece günler kaldı...
Zamanın bu kadar çabuk akıp gitmesine inanamıyoorum hala...
Kızım için güzel bir parti düzenlemek istiyorum.
İşe davetiyemizi hazırlamakla başladım.
Diğer detaylar netleşince bu şirin doğumgünü davetiyemizi arkadaşlarımın mail adresine göndereceğim...



Click to play this Smilebox invite: Alara 1 Yasinda...
Create your own invite - Powered by Smilebox
Personalize an invite

14 Şubat 2010 Pazar

Hoşgeldiniz kızımın inci dişleri...















Yine uzun süredir yazamıyorum...
Her yazışımda bir daha ki sefere önemli olayları biriktirmeyeceğim diyorum ama yoğunluktan yine beceremiyorum...
Neyseki bu defa kızımın ilk dişini tam zamanında yazıya dökebileceğim :)

Önce kısaca geçen haftadan bahsetmek istiyorum...
6 Şubat Cumartesi Etilerde Erberk ajansın fotograf çekimindeydik nihayet...
Nihayet diyorum çünkü 23 Ocakta kar yağışı nedeni ile ertelenen randevumuzun ardından yeni randevuyu almak için 1 hafta da sistemsel hatanın çözümlenmesini bekledikten sonra sonunda başarabilmiştik çekimlere gelebilmeyi. Kızım için 5-6 çeşit kıyafet götürdüm ama yanlız ayakta duramadığı için sadece 2 elbise ile ve büst şeklinde fotograf çekildi. Pembe yakalı ve kırmızı tüllü elbiselerini giydirdim. Herkese yavrusu güzel görünür tamam ama benim kızım vallahi de çok güzel yaaaa :) Ajansta hakikaten çok tatlı bebekler vardı hele bizim önümüzde çekimi yapılan bir ufaklık vardı adını anımsayamıyorum bukle bukle kıvrcık saçları ile çok sevimli bir delikanlıydı ama kızımın hakkını da yememek lazım.
Maşallah tüm fotograflarda da gamzelerini çıkartmayı ihmal etmedi tatlı meleğim. Zaten herkes o kadar çok beğendi ki bizim fotograf çekimimiz sırasında izleyiciler epey çoğaldı :))
3 yıllık sözleşme imzaladık. Bakalım bundan sonra reklam yada dizi tekliflerini değerlendireceğiz duruma göre :)))))

Gelelim asıl mevzuya...
Bugün 14 Şubat 2010...
Sevgililer günü...
Maaile kendimizi attık dışarı...
Önce Tuzla Balıkçısında güzel bir ziyafet...
Ardından Praktiker ve İkea da biraz alışveriş biraz gezmece...
Madem gelmişken yukarı çıkıp Meydanda da gezelim diyoruz ama hafiften yağmur atıştırıyor neyse içeri girelim bari diyoruz. Girmişken de Reale uğruyoruz. Ben meyve sebze reyonunu bir aşağı bir yukarı gezerken babası tüm gün ilginç bir biçimde huysuzluk yapan ve ağlayan kızımı oyalamaya çalışıyor...
Tam bu sırada da müjdeli haberi alıyorum...
Kızımın ilk dişi çıkmış sonunda...
Hani hani nerde nerde bende görmek istiyorum...
Aaaaaa ilk diş dediğin altta çıkmaz mı?
Ama bu diş yukarıda...
İnternetten araştırıyorum hemen neyseki genelde ilk olarak alt ortalar çıksada bazen üstlerde çıkabiliyormuş....
Şimdi sıra geldi aylardır kızımın dişlerini bekleyen meşhur diş kurabiyelerini yapmaya...
Bakalım becerebilecekmiyim?
En iyisi Şerife ablanın da desteği ile hafta içi bu işi bitirmek
Hem işyerinde dağıtırım hem de haftasonu köye gidersek oraya götürürüm...
Hadi bakalım bana kolay gelsin...
Bundan sonraki ilk yazıyı çoooook güzel olan diş kurabiyelerim için yazarım inşallah :)))

İnci gibi güzel ve en az teyzesininkiler kadar sağlam dişleri olur kızımın inşallah...
Ağrısız sızısız biran önce çıksınlar inşallah...

9 Ocak 2010 Cumartesi

Hoşgeldin 2010...

Birlikte ilk yılbaşı...


2008'den 2009' a geçerken de birlikteydik ama o zaman kızım farklı bir boyuttaydı...

Şimdi ise hep birlikteyiz...


Aslında plan evde oturup pijama, terlik, TV üçlemesini gerçekleştirmekti ama son anda plan değişti ve kendimizi Ispartaya doğru ablamlara giderken bulduk...


Akşam erken saatte orada olabilmek için işten 14:00' te çıktım. Kızımla babası beni işten aldılar. Kızım mışıl mışıl uyurken biz epey yol katettik...


Yolculuk 7 saat sürdü. Ev beklediğimiz gibi şenlik yeri gibiydi. İkizler ve Yarenin cıvıltısına kızımın çığlıkları da eklenince ekip tam anlamı ile tamamlanmış oldu...



Bu arada yılbaşı münasebeti ile diyete bir günlük mola vermiş ve öğle arasında departmanca gittiğimiz restorantta tıka basa doyurmuştum karnımı. 1 aydır sayıkladığım künefeyi ise akşama saklamıştım. Tutturdum tabi bana künefe alın diye :)

Neyseki Halil ve Dewrim gidip buldular şöyle dondurmalı mis gibi bir künefe ziyafeti çektim kendime...

Bundan sonra 59 rakamını tartıda görene kadar yine ağzıma tatlı birşey sürmek yok...



Yeni yılın ilk dakikalarında Aydındakilerle de msn' den görüntülü konuştuk. Dedemler ve teyzemler bizdelermiş. Hepsini gördük.



Teker teker çocuklar uyudukça etraf sessizleşti epey, gerçi kızım arabada azcık uykusunu aldığından ve değişik ortamı inceleme çabasından uyumamak için epey direndi ama en sona kalsa da eli mahkum uyudu...



Çocuklar uyuyunca biraz sohbet etme fırsatımız oldu. Ama tüm gün çoluk çocuk çığlığı duymaktan halimiz kalmayınca bu defa biz yetişkinler uykularımıza yenik düştük.

İlk ben pes ettim...

Sanırım saat 1:30 falandı uyuyakalmışım. Neyseki kızım geç yatmanın da etkisi ile sabah 9' a kadar uyudu...


Tatilin geri kalanı nasıl geçti çok net hatırlayamıyorum. 4 canavar. Oraya koştuk, buraya koştuk, şuraya koştuk...

Sadece 1 saatliğine canavarları evde bırakıp ablacığımla baş başa Isparta sefası yapabildik hepsi o kadar...

Neyse tek onlar sağ olsun, daha çooooook yılbaşılar, tatiller geçecek inşallah...

30 Kasım 2009 Pazartesi

Yıllık izin ve Kurban bayramı...




Doğum öncesi, doğum sonrası, ücretli, ücretsiz derken 7,5 ay süren doğum iznim bittiğinde yeterince evde kaldığımı düşünerek işe başlamayı, henüz kullanmadığım yıllık iznimi bayramla birleştirerek ileriki zamanlarda kullanmayı uygun bulmuştum.




İyiki de öyle düşünmüşüm...


Akıllı kadınım vesselam :)




Çalışmaya bir kere başlayınca hakikaten zaman su gibi akıp geçti. 2.5 aylık maratondan sonra kısa da olsa tam zamanlı annelik günlerime dönmek iyi geldi...




Tatilim 12 Kasım Perşembe saat 17:15 itibarı ile başladı. Gözünü seveyim şu süt izninin :)




Aydın için sabırsızlıkla hazırlıkların yapıldığı haftasonu güzel ama çabucak geçiverdi...




Ve nihayet büyük gün...


Sonunda yeniden Aydındayız kızımla birlikte...




Fakat evdeki hesap çarşıya pek uymadı maalesef...


Etrafımızda birçok gripli insan olunca bende dayanamayıp "gripliler" kervanına katılıverdim daha tatilimin başlarında....




Sonrası mı??




Tatilimin sonuna kadar hatta döndüğümde de yakamı bırakmayan burun akıntısı...


İnsan burnundan nefes almayı özler mi? Valla ben özledim...




Nefes alamayınca rahatta uyunmuyor zaten, kızım da hem yerini yadırgadı hem de uykusuz gecelerimde kendince nağmelerle bana eşilik etti...




Zorlandığım gecelerde bebefonu kendi odasına alan anneciğim kızımı yeniden uyutmakta hep bana yardım etti sağolsun...




Ha birde tabi gelenler, gidenler, gece misafirleri, gündüz misafirleri, yemekli misafirler, yatılı misafirler...




Gün geçmesin ki kapımız çalınmasın... Hatta abartmıyorum an geçmesinki...




Yooo şikayet ettiğimden değil ama yorulmadım dersem de yalan olur hani...




İlk hafta sonumuzda ablamlarda geldiler bizi görmeye...




Allaaaah işte curcuna tam olarak bizim evin o hali için sözlüğe girmiş bir kelime olsa gerek...




İkizler sevimli mi sevimli tam ısırmalık olmuşlar. Başta hastalıktan dolayı biraz kassakta sonlara doğru kendimi kızlarla boğuşurken buluverdim hep :))




Yaren annemi esir aldı, canım annem bu kadar adama yemek yapmaktan aynı zamanda da hepimizle ayrı ayrı ilgilenmeye çalışmaktan epey yoruldu. Dile getirmese de gözlerinden anlaşılıyordu yorgunluğu....


Aynı gün hem ablamları yolcu edip, hem ikizler sayesinde harap olan evi yeniden eski haline getirmek, hem yakın çocukluk arkadaşım Serap' ın kına gecesine katılmak ve en son gece yatılı misafirimizi ağırlayarak tatilin en yoğun gününe damgamızı vurduğumuzda gerçek yorgunluğun ne anlama geldiğini maaile anlamış bulunuyoruz...



Babamız arife günü akşamüstü saat 4 gibi geldiğinde kızımla kavuşma sahneleri de sanırım tatilimin en akılda kalan sahnelerinden birisi olacak.



Bayramımız nispeten daha sakin geçti. Eeee nede olsa iş bayramı :)

Sadece anneannem ve teyzemleri ziyaret ettik.




Kızımın tüm sevimliliği ile elde ettiği bayram ganimetinin üstüne konmam da tatilin benim için oldukça karlı geçmesine sebep oldu...

Allah daha nice bayramları görmeyi nasip eder inşallah

30 Ekim 2009 Cuma

Ortaya karışık...







İşe başladıktan sonra zamanın nasıl geçtiğini anlayamaz oldum...

Her sabah güne saat 05:45 te başlamama ve sürekli "koştur koştur" modumda olmama rağmen işlerim asla ama asla bitmiyor. Bu noktada yapmayı istediğim ama bir türlü zaman bulamadığım aktivitelerin ardından hayıflanırken bir yandan da biri 5 diğer ikisi 1.5 yaşında olan 3 çocuğu ile her türlü aktivitenin hakkından gelen ablamı da sürekli saygıyla ve hayretle anıyorum...

Allahtan Şerife ablamız çok iyi, sağolsun bana her konuda yardımcı oluyor. Zaten çalışan bir kadının en büyük hayali eve geldiğinde bir kap yemek bulmakmış, ben birsürü güzel ve lezzetli yemekle karşılaşıyorum ki gerçekten harika bir duygu. Zaten bir de yemek yapsaydım bu işlerin hakkından hiç gelemeyecekmişim...

Tüm bu yoğunluğun arasında günlüğüm ve bloğum güme gitti bu aralar. Günlüğümde eksik kalan günleri oturup tamamladım hafızama resetlediğim taze anılar daha fazla çürümeden. Sıra blogta... Bir süredir hiç yazamadığım bloğuma en azından geçen zamandaki olayları topluca anlatan tabiri caizse "ortaya karışık" bir yazı hazırlamak için oturdum bilgisayarımın başına...

Kızım mışıl mışıl uyurken...

Yazmadığım dönem içinde başımızdan geçen en önemli olay kızımın düşüşü idi.
Tarih: 13 Ekim Salı...
Olacak ile öleceğin önüne geçilmez der hep annem. Gerçekten de öyle oldu...
Dewrim o akşam mesaideydi. Bende iş dönüşü yemeğimi yiyip kızımla oyunlar oynayıp onu yorduktan sonra gözlerinden uyku akan kızıma pijamalarını giydirip uyku moduna sokmaya hazırlanırken onu sadece birkaç saniyeliğine koltuğun üzerinde bırakıp koşarak odasına çorap almaya gittim. Daha kolidorda odaya doğru koşuyordum ki kızımın çığlığı ile irkildim. Odaya geri koştuğumda kızımı yerde buldum...
Ağlaması iyi derler düşen çocuğun...
Bıraktım biraz ağladı. Tabi kıyamadım öptüm, kokladım, bağrıma bastım sussun diye. Fazla ağlamadı zaten kolayca sakinleşti....
Aklımda hiç soru işareti yokken kızımın 2 kere kusması ve ara ara kusmaya yeltenir gibi davranışları yavaş yavaş kafamda soru işaretleri oluşturmaya başladı. Sanemle konuştuk. Aklında kalmasın doktora git bence deyince dayanamayıp Dewrimi aradım. Apar topar işten geldi ve yakındaki Anadolu Sağlık Merkezine gittik. Fizik muayenesinde sorun yok dedi doktor ama muayene sonrası kusmaya çalışınca doktor BT çektirmemizi önerdi. Fakat tek şart kızımın uyumasıydı. Kabul ettik tabi hemen ama ne hikmetse kızım uyumayı reddetti hep. Ne zaman o kocaman aletin içine girse hemen gözlerini açıverdi. Bu şekilde yaklaşık 2.5 saat uğraştıktan sonra BT çektirememiş olarak eve geri döndük.
Doktorun önerisi ile 4 saatte bir kontrol etmek gerekiyordu.
Ne 4 saati 4 dakika bile gözümü kırpmadan bebefonun başında kızımı izledim...
Ona birşey olmaması için dua ederek tabi...
Neyseki kızım gayet iyiydi...
Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın... Ben iyi olduğunu bildiğim halde uyuyamadım, gerisini düşünemiyorum bile...

Bu günlerde hava bozmuş olsada geçen 2-3 haftasonu havalar neredeyse bir yaz günündeki kadar güzel ve güneşliydi. Herkes gibi biz de kendimizi sokaklara vurduk tabi. Kızımla gezmek artık çok güzel. Bayılıyor arabasında bakınmayı. Etrafında o kadar çok şey varki keşfedilecek...
Hiç birini kaçırmak istemediğinden genelde pek uyumuyor, taki yorgunluktan sızana kadar...

Geçen haftalarda bir gün Metehan bebeği ziyarete gittik. Epeyce büyümüş, eli yüzü belirginleşmiş. Meral bir Metehana birde Alaraya bakıp bakıp oğlunun Alara kadar büyüdüğü günleri hayal edip durdu, bense kızımın Metehan kadar küçük olduğu günlerin ne kadar geride kaldığını düşündüm hep. Halbuki sadece 6 ay geçmiş ama sanki 6 yıl kadar geride kalmış o günler...

Haftasonları standart aynı şeyleri yapmaktan çok bıkmıştık, havalarda güzel olunca bu aralar Avrupa yakasında takılıyoruz. Bir hafta Eminönü, bir hafta Merter...
Bol bol alışveriş yapıp moral ve enerji topluyorum...

Velhasıl genel hatları ile Ekim ayımız gayet güzel geçti. Yarın doktor randevumuz ve aşılarımız var. Zaten bu aydan sonra 12. aya kadar aşı yokmuş. Ha bir de kalça ultrasonu çekilecek. 1 ay ve 7. ayda yapılıyor. 1. ay yaptırdığımızda taaaaaa 7. ayda bir daha yapılacakmış ohooooo demiştim. Şu zaman denen şey ne çabuk ilerliyor...

Kasım ayımız kısmetse çok güzel geçecek. Ayın 12 sinde izne çıkıyorum. 16 Kasımda Aydına gidiyoruz kızımla. Babamız bayramda gelecek. Hep birlikte güzel bir bayram geçireceğiz. Kızımın 2. bayramı olacak. Sonra İstanbula döneceğiz. Dönüşte bir hafta daha evde kalıp işe 7 Aralıkta başlayacağım. Anlayacağınız arkadaşlarımın deyimi ile " bu sene tatile gözüm doymuyor " ...

25 Eylül 2009 Cuma

İlk bayram...




İlk bayramımızı Çerkezköyde geçirdik...
Dedemiz ve babaannemizle...
Arife öğleden sonra düştük yollara. Yollar şaşırtıcı bir biçimde normal bir İstanbul gününden bile boştu...
Arabada uyumayı bir türlü öğrenemeyen antika kızım her zamanki gibi gelen geçen arabalara bakmak için can attı...
Bende onu kırmadım ve gelen geçen arabalara birlikte el salladık...
Vardığımızda her zamanki gibi kızım evin yıldızı oldu bir anda...
Bizim pabuç dama çıkalı epey olduğundan yeni vaziyete alıştık bizde :)
Bir ilgi bir alaka amaaaaan herkesler kızımı görmeye geldi...
İnsan ayırt etmesede biraz fazla ilgi, biraz kalabalık ve biraz da bu kalabalığın yüksek sesle konuşma alışkanlığı nedeni ile kızım ara ara ağlama nöbeti geçirsede günümüz gayet güzeldi...
Veeee bayram sabahı...
Maaile bayram kahvaltısı...
Kızım her zamanki gibi babasının kucağında yemek yemek için çırpınıp durunca eline koca biberi tutuşturuverdik...
Öyle mutlu oluyor ki bizimle masada birşeyler yemekten...
Derken misafirler akın akın gelmeye başladılar...
Bu arada kızımın da uyku saati geldi...
Kısa bir uykudan sonra bayramlıklarımızı giydik...
Kızımın bayramlığını teyzesi doğum için geldiğinde getirmişti. Taaaa o zamanlarda "kızım büyüyüp bu elbiseyi bayramda giyecek" derdim zaman ne çabuk geçti de giydi anlayamadım...
Kurban bayramında giyeceği elbisesini ise hiç sormayın daha kızım fasülye büyüklüğünde iken Funda teyzesi tarafından alınmıştı. Şimdi o elbiseyi giymesine 2 ay kaldı...
Halbuki o elbiseler kargo ile elime ulaştığında gözlerimin yaşarma anı daha dün gibi aklımda...
Zaman ne çabuk geçiyor...
Kızım gözlerimin önünde büyüyor...
Her neyse bayrama geri dönelim...
Bayramda ev hiç boş kalmadı. Gelen giden, bayramlaşmaya gelenlerin haricinde kızımı görmeye gelenlerde vardı tabi...
Kızım bayramın ilk günü resmen koptu...
Kalabalık ve soğuk birleşince huysuzluğu üstündeydi. Biraz da dün geceden uykusuzluğu olunca amaaaan ne mutlu susturana...
Onu da anlıyorum aslında. Ne uyku düzeni kaldı ne yemek ne yapsın güzel kızım ağlamasında...
Neyseki bayramın 2. günü akşam saat 8 gibi dönüş yoluna düştük tabi yine uykusuz...
İşte ilk bayramımız böyle geçti...
Bakalım Kurban bayramı nasıl geçecek...

7 Eylül 2009 Pazartesi

Konuşmaya başlıyorum...

Kızım 2 aylık olduğundan beri konuşma derdine düştü...

Anlamsız sesler, uğultular, çığlıklar...

"Ah birde bu sesler anlam bulsa" derdim hep...

Allah bana o günleri de gösterdi sonunda...

Günlerden 5 Eylül 2009 Cumartesi...

Saat: 20:30 suları...

Kızımı uyutmaya çalışıyorum...

Malum dandini dandini dastana melodisi eşliğinde...

Kızım uyu, yok, kızım uyusana, yok...

Bu kızın uyuyacak hali yok...

Ama oda ne...

Ağzından çıkan sesleri dudağı ile şekillendirmeye çalışıyor benim küçük meleğim...

Sonra ağzından babba, bababa heceleri çıkıveriyor...

Dewrimde bende şok...

Yahu bu çocuk daha 6 aylık bile değil, bu ne hız...

Ben kızıma baba dedikçe oda beni taklit ediyor. Karşılıklı olarak bağırıp duruyoruz. Babba, bababa...

Babası kızımı ve beni kameraya alıyor fakat malesef görüntüyü silmeyi başararak kızımın ilkine bizde bir ilkle eşlik ediyoruz...

Neyseki kızım bize 6 Eylül 2009 Pazar sabahı evlilik yıldönümü hediyesi veriyor ve hem anne hem de baba diyor :)

Bu sefer görüntüleri silmeden muhafaza etmeyi başarıyoruz...

Daha nice anneler, babalar desin inşallah güzel kızım...

1 Eylül 2009 Salı

Tam zamanlı anneliğimin son günü...

Tarih: 31 Ağustos 2009 Pazartesi

19 Ocakta başlayan doğum iznimin son günü...
Tam zamanlı annelik günlerimin sonuncusu...

Çalışan herkes bilir, Pazar sabahı her ne kadar keyifle güne başlansada gün bitmeye yaklaştıkça yarın işgünü olmasının sıkıntısı oturur insanın yüreğine...

İzne ayrıldığım gün içimde acayip bir rahatlama olmuştu...
Aylarca işe gitmeyecek olmanın, bu süre zarfında kızıma kavuşacak olmanın sevincini tüm benliğimle yaşamıştım...

İşte bu sevincin arasında birden aklıma işe başlayacağım günden bir önceki gün yaşağacağım ruhi sıkıntıyı düşününce bile daralmıştım..
Düşünün Pazar günü bile Pazartesi sendromu yaşarkan 7-8 ay sonunda işe başlamak ne kadar koyacaktı...

İşte o gün gelip çatmıştı...

Ama beklediğim sıkıntı yoktu ne hikmetse...

Birkaç gündür alışması için kızımı saat 6 da uyandırıp, emzirip yeniden yatırıyordum ama son günümde kızıma torpil yaparak onu uyandırmayıp kendisi uyanana kadar bekledim.

Kadriye teyzemiz saat 7 de evde hazırdı...

Yaklaşık 1 haftadır alışma süreci kapsamında birlikte olduğumuzdan Kadriye teyzede, bende kızımda yeni durumumuza epey alışmıştık ama yine de ben son detayları aktarma savaşı içindeydim...

Bunun yanında yarın için birsürü hazırlık yapmam gerekiyordu...

İşe kuaföre giderek başladım. Kısacık kestirdiğim saçlarımla yeni bir tarz oluşturdum kendime...
Nede olsa bu kadar süreden sonra biraz değişik görünmek bana moral verecekti...

Kuaför maceram biraz uzayınca kızım ve Kardiye teyze yarın için prova yapmış oldular...
Neyseki prova sorunsuz atlatılmış...

Eve dönüşte koştura koştura eksiklerimi tamamlamaya çalışırken bir yandan da kızımın uyumama drenci ile karşılaştım. İlk defa resmen uyumamak için direniyordu kızım...

Sanırım olanları hissedip tepki veriyor bu veletler...

Tam 3.5 saat onu uyutmak için uğraştıktan sonra kızım sonunda uykuya teslim oldu ama saat epey geç olduğundan bende hemen yatıp dinlenmek istedim...

Nede olsa yarın ilk işgünüm....

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts with Thumbnails

Bizim aile...