31 Ekim 2009 Cumartesi

Kızımın 7.ay doktor randevusu...


Yağmurlu ve kasvetli bir Cumartesi günü...

Bugün yine kontrol ve aşı günü...

Bundan tam 6.5 ay önce kızımın 1. ay kontrolünde kalça ultrasonu çektirmiştik. O gün doktor 7. ayını doldurduğunda rutin kalça çıkığı kontrolü için bir de röntgen çekileceğini söylemişti. O an bana 7. ayın sonu o kadar uzak gelmişti ki...
Halbuki günler saniyeler kadar hızlı geçmiş ve işte biz bugün röntgen için hastaneye gidecektik...

Kızım erkenden uyanıp onu almam için ısrarla bana seslenince dayanamayıp bende erkenden uyandım. Fakat erken uyanmamıza rağmen nedense bugün bir türlü hazırlanamadık. Yine son ana kadar koşuşturma moduna girdim. Aşı kartı alındı mı? Atta çantasında su var mı? Yedek body var mı? ....


Aslında domuz gribi önlemi için şirketten maske getirmiştim. Hastaneye giderken takmak istiyordum ama malesef evde unutmuşum...
Acele işe şeytan karışmasa olmaz zaten...


Randevumuza 15 dakika kala hastaneye ulaşınca kahvaltı için bir pastaneye uğrayıp harika atıştırmalıklar alıp afiyetle mideye indirdikten sonra tam zamanında Erkan Beyin odasına girdik. Her zaman güle oynaya muayene olmamıza rağmen bu ay kızım ilginç bir biçimde daha muayene masasında soyunurken ağlamaya başladı. Hele ki doktor bey muayene etmeye başlayınca hepimizi şaşırtacak derecede çok ağlamaya başladı. Doktorumuz verdiği tepkilerin çok doğal olduğunu bu aylardan itibaren çocukların doktorlardan korkmaya başlayabileceğini söyledi. Muazzam çığlıklar ve hıçkırıklar eşliğinde muayenemizi olduktan sonra sıra geldi aşımıza...

Aşı sırasında da yaygarayı basan kızım Allahtan çabuk sakinleşti ve muayenenin sonunda nihayet doktor amcasına gülücükler atmaya başladı...

Çok şükür gelişimimiz gayet güzelmiş.

Boy: 69.5 Kilo: yaklaşık 9000 gr

Çıkışta özel sağlık sigortamızın kalça çıkığını doğumsal bulması nedeni ile röntgenin parasını ödememesi nedeni ile hafiften sinirlensem de kızımın sağlığının yerinde olmasına şükür ederek çıktım hastaneden...

Dönüşte deli gibi yağmur yağıyordu. Markete uğrayıp içecek birşeyler aldım. Devrim dönüşte işe gitti. Malum domuz gribi münasebeti ile işleri epey açıldı...

Birkaç saat sonra Gülçin ve kızı Gülce kızımın ziyaretine geldiler. Uzun süredir görmediğim için özlemişim Gülçini. Güzel güzel sohbet ettik. Kızım da Gülce ablası ile oyunlar oynadı...

Ne güzel bir gündü...
Allah ağzımızın tadını hiç bozmasın...

30 Ekim 2009 Cuma

Tracy sana sesleniyorum...


Bundan 4 ay önce (tam zamanlı annelik günlerimde) internette sörf yaparken, bebek bloglarını dolaşırken, bebeği olan arkadaşlarımdan sık sık duyduğum şu meşhur kitabı oldukça merak etmiş ve yana yakıla internetten kitabı bulup derhal siparişini vermiştim.

Kitap elime geçtiğinde zaman kaybetmeden okumaya başladım...

İlk konular bebeklerin tanımlamakla ilgiliydi. Kitaba başlar başlamaz kızımın "kitap bebek" olduğuna karar vermiş ve epeyce sevinmiştim. Hatta kitapla ilgili ilk yazımı yazmıştım dayanamayıp. Ama kitabı okumaya başladıkça bende paranoya ve suçluluk hisleri oluşmaya başladı.

Acaba bebeğim bir atıştırmacı bebek haline mi dönüştü?

Gündüzleri tetik ve az uyumasına ben mi sebep oldum?

Geceleri sorunsuz geçmesine rağmen gündüzleri neden uyku sorunumuz var?

Bebeğim gereğinden sık mı yemek yiyor?

3 saatlik mi 4 saatlik mi EASY uygulamalıyım?

Bu örnekleri sıralamakla bitmez...

Neymiş efendim bebekle ilgili birsürü olayın dibinde yatan unsur hatalı ebeveynlikmiş.

Tamam bir program uygulanması kısmına bende katılıyorum ama bebeklere birer robotmuş gibi yaklaşılmasına tamamen karşıyım.

Kitabı okumayı bıraktım, en azından 2 yaş sendromu ve tuvalet eğitimine kadar elime almayı da düşünmüyorum.

Kitap ile ilgili benim gibi araştırma yapan anne adayları yada annelerin yazıma ulaşacağını umarak bu yazıyı kaleme aldım...

Benim fikrim bu tabiki tercih sizlerin...

Kızım her geçen gün büyüyor, her gün yeni şeyler öğreniyor...

Ortaya karışık...







İşe başladıktan sonra zamanın nasıl geçtiğini anlayamaz oldum...

Her sabah güne saat 05:45 te başlamama ve sürekli "koştur koştur" modumda olmama rağmen işlerim asla ama asla bitmiyor. Bu noktada yapmayı istediğim ama bir türlü zaman bulamadığım aktivitelerin ardından hayıflanırken bir yandan da biri 5 diğer ikisi 1.5 yaşında olan 3 çocuğu ile her türlü aktivitenin hakkından gelen ablamı da sürekli saygıyla ve hayretle anıyorum...

Allahtan Şerife ablamız çok iyi, sağolsun bana her konuda yardımcı oluyor. Zaten çalışan bir kadının en büyük hayali eve geldiğinde bir kap yemek bulmakmış, ben birsürü güzel ve lezzetli yemekle karşılaşıyorum ki gerçekten harika bir duygu. Zaten bir de yemek yapsaydım bu işlerin hakkından hiç gelemeyecekmişim...

Tüm bu yoğunluğun arasında günlüğüm ve bloğum güme gitti bu aralar. Günlüğümde eksik kalan günleri oturup tamamladım hafızama resetlediğim taze anılar daha fazla çürümeden. Sıra blogta... Bir süredir hiç yazamadığım bloğuma en azından geçen zamandaki olayları topluca anlatan tabiri caizse "ortaya karışık" bir yazı hazırlamak için oturdum bilgisayarımın başına...

Kızım mışıl mışıl uyurken...

Yazmadığım dönem içinde başımızdan geçen en önemli olay kızımın düşüşü idi.
Tarih: 13 Ekim Salı...
Olacak ile öleceğin önüne geçilmez der hep annem. Gerçekten de öyle oldu...
Dewrim o akşam mesaideydi. Bende iş dönüşü yemeğimi yiyip kızımla oyunlar oynayıp onu yorduktan sonra gözlerinden uyku akan kızıma pijamalarını giydirip uyku moduna sokmaya hazırlanırken onu sadece birkaç saniyeliğine koltuğun üzerinde bırakıp koşarak odasına çorap almaya gittim. Daha kolidorda odaya doğru koşuyordum ki kızımın çığlığı ile irkildim. Odaya geri koştuğumda kızımı yerde buldum...
Ağlaması iyi derler düşen çocuğun...
Bıraktım biraz ağladı. Tabi kıyamadım öptüm, kokladım, bağrıma bastım sussun diye. Fazla ağlamadı zaten kolayca sakinleşti....
Aklımda hiç soru işareti yokken kızımın 2 kere kusması ve ara ara kusmaya yeltenir gibi davranışları yavaş yavaş kafamda soru işaretleri oluşturmaya başladı. Sanemle konuştuk. Aklında kalmasın doktora git bence deyince dayanamayıp Dewrimi aradım. Apar topar işten geldi ve yakındaki Anadolu Sağlık Merkezine gittik. Fizik muayenesinde sorun yok dedi doktor ama muayene sonrası kusmaya çalışınca doktor BT çektirmemizi önerdi. Fakat tek şart kızımın uyumasıydı. Kabul ettik tabi hemen ama ne hikmetse kızım uyumayı reddetti hep. Ne zaman o kocaman aletin içine girse hemen gözlerini açıverdi. Bu şekilde yaklaşık 2.5 saat uğraştıktan sonra BT çektirememiş olarak eve geri döndük.
Doktorun önerisi ile 4 saatte bir kontrol etmek gerekiyordu.
Ne 4 saati 4 dakika bile gözümü kırpmadan bebefonun başında kızımı izledim...
Ona birşey olmaması için dua ederek tabi...
Neyseki kızım gayet iyiydi...
Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın... Ben iyi olduğunu bildiğim halde uyuyamadım, gerisini düşünemiyorum bile...

Bu günlerde hava bozmuş olsada geçen 2-3 haftasonu havalar neredeyse bir yaz günündeki kadar güzel ve güneşliydi. Herkes gibi biz de kendimizi sokaklara vurduk tabi. Kızımla gezmek artık çok güzel. Bayılıyor arabasında bakınmayı. Etrafında o kadar çok şey varki keşfedilecek...
Hiç birini kaçırmak istemediğinden genelde pek uyumuyor, taki yorgunluktan sızana kadar...

Geçen haftalarda bir gün Metehan bebeği ziyarete gittik. Epeyce büyümüş, eli yüzü belirginleşmiş. Meral bir Metehana birde Alaraya bakıp bakıp oğlunun Alara kadar büyüdüğü günleri hayal edip durdu, bense kızımın Metehan kadar küçük olduğu günlerin ne kadar geride kaldığını düşündüm hep. Halbuki sadece 6 ay geçmiş ama sanki 6 yıl kadar geride kalmış o günler...

Haftasonları standart aynı şeyleri yapmaktan çok bıkmıştık, havalarda güzel olunca bu aralar Avrupa yakasında takılıyoruz. Bir hafta Eminönü, bir hafta Merter...
Bol bol alışveriş yapıp moral ve enerji topluyorum...

Velhasıl genel hatları ile Ekim ayımız gayet güzel geçti. Yarın doktor randevumuz ve aşılarımız var. Zaten bu aydan sonra 12. aya kadar aşı yokmuş. Ha bir de kalça ultrasonu çekilecek. 1 ay ve 7. ayda yapılıyor. 1. ay yaptırdığımızda taaaaaa 7. ayda bir daha yapılacakmış ohooooo demiştim. Şu zaman denen şey ne çabuk ilerliyor...

Kasım ayımız kısmetse çok güzel geçecek. Ayın 12 sinde izne çıkıyorum. 16 Kasımda Aydına gidiyoruz kızımla. Babamız bayramda gelecek. Hep birlikte güzel bir bayram geçireceğiz. Kızımın 2. bayramı olacak. Sonra İstanbula döneceğiz. Dönüşte bir hafta daha evde kalıp işe 7 Aralıkta başlayacağım. Anlayacağınız arkadaşlarımın deyimi ile " bu sene tatile gözüm doymuyor " ...

14 Ekim 2009 Çarşamba

Kadriye ablaya veda, hoşgeldin Şerife abla...

Evet çok olmamıştı Kadriye abla ile tanışalı fakat malesef onun ailesel nedenleri vesilesi ile yollarımız ayrılacaktı...
Aslında onu çok sevmiştim kızımda çok alışmıştı ama eşi ve ailesi söz konusu olduğundan hiç sesimi çıkartmadım...
Şerife abla ile işte tüm bu karmaşık duygular ve sıkıntılar içindeyken tanıştım. Daha doğrusu o beni buldu...
Takip edenler hatırlayacaklardır sahibinden.com a verdiğim ilanı Kadriye abla ile tanışınca pasif hale getirmiştim ya işte nasıl olduysa Şerife abla benim izimi o pasif ilan sayesinde buldu. Annem hep "kul sıkışmayınca hızır yetişmez" derdi. Sanırım tam da benim durumum için geçerli bu söz.
İlanımı aktif hale getirmeyi planladığım gün Şerife ablanın mesajı ile karşılaşmıştım...
Bu tesadüfi tanışmamızın her ikimiz için de hayırlı olmasını dileyerek başladık yolumuza...
Şimdilik fikrimiz kızım 2 yaşına gelene kadar evde bakılması daha sonra kreşe gitmesi ama bakalım zaman bize ne gösterecek...

Birlikte 2 gün hızlandırılmış alıştırma turu yaptıktan sonra 1 Ekim 2009 tarihi itibarı ile Şerife abla dönemi resmen başlamış bulunuyor...
İlk haftamız gayet güzeldi...
Umarım tüm günlerimiz hep güzel geçer...

26 Eylül 2009 Cumartesi

Kızımın 6.ay doktor randevusu...




Kızım doğduğundan beri hep onunla ilgili hayallerimiz oldu...


Eeeee malum artık işimiz gücümüz onu büyütmek...




Ah bi göbeği düşse dedik...17 gün bekledik ve mutlu son...


Ah şu gaz dönemi bi geçse dedik...3 ay bekledik ve mutlu son...


Ah kızım anlamsız da olsa konuşmaya başlasa babababa dese artık dedik...5.5 ay bekledik ve mutlu son...


Şimdilerde yine bir mutlu sonu yaşıyoruz. Zamanında sabırsızlıkla beklediğim "ah kızım mama sandalyesinde oturup bizimle birlikte masada yemek yiyebilse, yürütecinde kendi kendine vakit geçirmeyi öğrense de bizde acele etmeden yemek yiyebilsek" hayallerim 6. ayımızın sonunda mutlu sonla bitiyor...






Yaklaşık 1-1.5 haftadır kızım yürüteci ve mama sandalyesi ile tanıştı. Tüm yeniliklere kolayca alışan kızım bu iki yeni oyuncağına da kolayca alıştı...


Hatta çok sevdi diyebilirim...


Yürütece oturunca resmen kendinden geçiyor diyebilirim...


Yürütecin üstündeki oyuncakları hemen öğrendi nereye basınca ses çıkacak biliyor akıllı kızım...




Bundan sonraki beklentimiz " ah kızımın ilk dişi çıksa" ...


Bakalım bu hayalimiz ne zaman mutlu sonla bitecek...




Her neyse dönelim asıl konumuza...


Her zamanki gibi zaman su gibi gelip geçti ve doktor kontrolü ve aşı günümüz geldi çattı...


Bugün sabah 09:15 te olan randevumuza tam zamanında gittik...


Doktor amcası kızımı muayene etti ve aşılarını yaptı...


Kızım ilk aşıda hiç ağlamadı ikincide ise sadece 30 saniye ağladı ve hemen sustu...


Boy: 68 cm Kilo:8490 gr


Kızım 90 persentillerde...


Yani gelişim çok şükür çok güzel...


Sinirsel gelişimi de gayet iyiyimiş.


Bu aydan itibaren demir damlasına başlayacağız. Ayrıca kahvaltı ve çorbalara da başlayacağız.


Geçen hafta mama firmalarından numuneler istemiştim bakalım numune gelecek mi?


Umarım gelir çünkü bu hafta kızım için devam sütü, bisküvi, bebek ekmeği vs. birsürü malzeme almamız gerekiyor...


Gerçi yeme sorunlu ve allerjisi olan bebekler için üretilen özel mamaların 100 TL civarındaki fiyatlarını görünce sorunsuz olduğumuz için binlerce kez şükür ettim ama şu mama işi başladı başlayalı bütçe epey zarar gördü ama dediğim gibi kızım iştahla yedikçe ben yemiş gibi oluyor ve mutlu oluyorum...


Ona tüm mamalar feda olsun yeterki yesin ve biran önce büyüsün...


25 Eylül 2009 Cuma

Bakıcımız değişiyor...

Bayram dönüşü Çarşamba günü işbaşı yaptık...
Tatil dönüşü zaten işe gitmek zorken birde sabah servis beklerken Kardiye teyze ile karşılaştık ve aslında tahmin ettiğim kötü haberi verdi bana...
Ayrılmak istiyordu...
Halbuki henüz sadece 1 ay olmuştu...
Ama ailevi ve önemli bir konu olduğundan ona kızamıyordum da...

İçim ne çok sıkıldı anlatamam...

İşe gider gitmez Kadriye teyzeyi bulmamı sağlayan sahibinden.com a verdiğim ilanı aktif hale getirmek için sisteme girince birde ne göreyim ilan pasif olmasına rağmen biri kızıma bakmaya talip olduğunu yazan mesaj atmış...

Ne büyük şans, ne güzel tesadüf...

Hemen verdiği telefonu aradım. Konuştuk. Akşamına yüzyüze görüşüp tanışmaya karar verdik. Şerife abla ve eşi saat 8 gibi geldiler. Kızım uyumuştu...

Her detayı konuştuk ve anlaştık. Mütevazi bir aile, iyi niyetli insanlar...

Çok şükür aklımda gönlümde ferah olacak bundan sonra...

Haftaya Perşembe (1 Ekim) işbaşı yapıcak. Umarım kızım içinde benim için de hayırlı olur...

İnanıyorum olacak...

İlk bayram...




İlk bayramımızı Çerkezköyde geçirdik...
Dedemiz ve babaannemizle...
Arife öğleden sonra düştük yollara. Yollar şaşırtıcı bir biçimde normal bir İstanbul gününden bile boştu...
Arabada uyumayı bir türlü öğrenemeyen antika kızım her zamanki gibi gelen geçen arabalara bakmak için can attı...
Bende onu kırmadım ve gelen geçen arabalara birlikte el salladık...
Vardığımızda her zamanki gibi kızım evin yıldızı oldu bir anda...
Bizim pabuç dama çıkalı epey olduğundan yeni vaziyete alıştık bizde :)
Bir ilgi bir alaka amaaaaan herkesler kızımı görmeye geldi...
İnsan ayırt etmesede biraz fazla ilgi, biraz kalabalık ve biraz da bu kalabalığın yüksek sesle konuşma alışkanlığı nedeni ile kızım ara ara ağlama nöbeti geçirsede günümüz gayet güzeldi...
Veeee bayram sabahı...
Maaile bayram kahvaltısı...
Kızım her zamanki gibi babasının kucağında yemek yemek için çırpınıp durunca eline koca biberi tutuşturuverdik...
Öyle mutlu oluyor ki bizimle masada birşeyler yemekten...
Derken misafirler akın akın gelmeye başladılar...
Bu arada kızımın da uyku saati geldi...
Kısa bir uykudan sonra bayramlıklarımızı giydik...
Kızımın bayramlığını teyzesi doğum için geldiğinde getirmişti. Taaaa o zamanlarda "kızım büyüyüp bu elbiseyi bayramda giyecek" derdim zaman ne çabuk geçti de giydi anlayamadım...
Kurban bayramında giyeceği elbisesini ise hiç sormayın daha kızım fasülye büyüklüğünde iken Funda teyzesi tarafından alınmıştı. Şimdi o elbiseyi giymesine 2 ay kaldı...
Halbuki o elbiseler kargo ile elime ulaştığında gözlerimin yaşarma anı daha dün gibi aklımda...
Zaman ne çabuk geçiyor...
Kızım gözlerimin önünde büyüyor...
Her neyse bayrama geri dönelim...
Bayramda ev hiç boş kalmadı. Gelen giden, bayramlaşmaya gelenlerin haricinde kızımı görmeye gelenlerde vardı tabi...
Kızım bayramın ilk günü resmen koptu...
Kalabalık ve soğuk birleşince huysuzluğu üstündeydi. Biraz da dün geceden uykusuzluğu olunca amaaaan ne mutlu susturana...
Onu da anlıyorum aslında. Ne uyku düzeni kaldı ne yemek ne yapsın güzel kızım ağlamasında...
Neyseki bayramın 2. günü akşam saat 8 gibi dönüş yoluna düştük tabi yine uykusuz...
İşte ilk bayramımız böyle geçti...
Bakalım Kurban bayramı nasıl geçecek...

7 Eylül 2009 Pazartesi

Konuşmaya başlıyorum...

Kızım 2 aylık olduğundan beri konuşma derdine düştü...

Anlamsız sesler, uğultular, çığlıklar...

"Ah birde bu sesler anlam bulsa" derdim hep...

Allah bana o günleri de gösterdi sonunda...

Günlerden 5 Eylül 2009 Cumartesi...

Saat: 20:30 suları...

Kızımı uyutmaya çalışıyorum...

Malum dandini dandini dastana melodisi eşliğinde...

Kızım uyu, yok, kızım uyusana, yok...

Bu kızın uyuyacak hali yok...

Ama oda ne...

Ağzından çıkan sesleri dudağı ile şekillendirmeye çalışıyor benim küçük meleğim...

Sonra ağzından babba, bababa heceleri çıkıveriyor...

Dewrimde bende şok...

Yahu bu çocuk daha 6 aylık bile değil, bu ne hız...

Ben kızıma baba dedikçe oda beni taklit ediyor. Karşılıklı olarak bağırıp duruyoruz. Babba, bababa...

Babası kızımı ve beni kameraya alıyor fakat malesef görüntüyü silmeyi başararak kızımın ilkine bizde bir ilkle eşlik ediyoruz...

Neyseki kızım bize 6 Eylül 2009 Pazar sabahı evlilik yıldönümü hediyesi veriyor ve hem anne hem de baba diyor :)

Bu sefer görüntüleri silmeden muhafaza etmeyi başarıyoruz...

Daha nice anneler, babalar desin inşallah güzel kızım...

1 Eylül 2009 Salı

Aylar sonra ilk iş günü...

Sabah erkenden uyanıp kızımı emzirdim...
Onu tekrar yatağına bırakırken her zamankinden biraz daha fazla öptüm kokladım ki gün içinde burnumda kokusunu hissedebileyim...

Her ne kadar o ne dediğimi anlamasa ve bana sevimli tebessümler yollasada kızıma bir veda konuşması yaptım...

Öptüm, kokladım, öptüm, kokladım...
Defalarca, defalarca...

Kapıyı çekip onu o kapının arkasında bırakırken içim sızladı mı? hemde nasıl...

Ama hayat işte...
Çalışmakta şart...

Hızla kahvaltı yapıp giyindim.
Dünden pantolonumu ütüleyip kırışmaması için kapıya asmıştım askısıyla birlikte.

Çocukluğumuzda ablamla birlikte arife günlerinde itina ile odamızdaki yüklüğün üst raf kollarına astığımız "yarın olsada giysek " dediğimiz bayramlıklarımız geldi aklıma giyinirken...

Tüm hazırlıklar tamamlanınca Kadriye teyzemizle vedalaşıp yollara düştük... Kızımı önce Allaha sonra da Kadriye teyzeye emanet ettim...

İlk gün beni Dewrim işe bırakacaktı...

İlk günden bir miktar işe geç kalsamda ofise girer girmez inanılmaz bir sevgi seli ile karşılaştım...
Herkes çok iyi göründüğümü söylüyordu...
Bendeki ağız kulakta durumunu anlatmaya gerek yok tabi :)

Müdürümün de yıllık izinde olması sebebi ile gayet sakin ve güzel bir gün geçirdim...
Tüm arkadaşlarımla kısa kısa sohbet etme şansı yakaladım.

İlk günün şerefine öğle yemeğinde dışarı bile çıktık arkadaşlarla...

Saat 09:30 da ve 16:00 da evi aradım. Durum gayet olumlu görünüyordu...
Herşeyin yolunda olmasına çok sevindim...

Aslında servisle dçnsem iyi olacaktı ama bir arkadaş beni arabayla eve bırakmayı teklif edince dayanamayıp kabul ettim...
Her ne kadar gün içinde endişelenmesem ve merak etmesemde günün sonunda kızım burnumda tütüyordu...

Bir çırpıda işten eve giden yol bitsin istedim...

Neyseki eve ulaştık ama bir heves giydiğim topuklu papuçlar ayağımı parçaladığı için sitenin bahçe kapısından eve varmak epey uzun sürdü :)))

Kızım Kadriye teyzesi ile pencerede yolumu gözlüyordu....

Canım kızım, sarılıp. öpüp, kokladım doya doya...
Yarın sabaha kadar kızımın yanında olacağıma sevindim...

Sonra kızım 1 yaşına gelinceye kadar Cuma günleri çalışmayacağımı düşünerek kendimi teselli etmeye çalıştım...

Günler çabucak geçermi dersiniz??
Yatçam kalkcam, yatçam kalkcam, ............ Perşembe akşamı olacak ve ben 3 gün kızımla başbaşa olacağım :))))

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts with Thumbnails

Bizim aile...