Hayvanları çok severim...
Alara' da çok seviyor hem de tür cins ayırdetmeden tüm hayvanları...
Sevmek hem de nasıl sevmek, hiç korkmadan...
Geçen sene onu ısırmaya çalışan kocaman köpekten bile hala hiç korkmuyor. Onun yanına gitmesine engel olduğumda bana çok kızıyor...
Hayvanları çok sevmesi beni mutlu ediyor açıkçası, ama biraz daha büyüdüğünde evde hayvan beslemek konusunun gündeme gelmesinden korkuyorum...
Sakın yanlış anlaşılmasın dedim ya ben hayvanları çok severim. Küçüklüğümde de hep evimizde bir hayvanımız olsun isterdim...
Yaklaşık 1 sene boyunca da bir kedimiz olmuştu orta 1 deyken fakat o dönemde de çok net anladım ki evde hayvan beslemek gerçekten çok zor iş...
Hem hayvana eziyet (çalışan bir aile olarak onu sürekli evde yanlız bırakmış olacağız), hem de sadece yemek vermekle iş bitmiyor, aynı zamanda sevgi ve şefkat te vermek gerekiyor. Tıpkı bir çocuk gibi...
O yüzden bahçeli bir evimiz olana dek evde hayvan beslenmemesi konusunda direneceğim... Ama bu konuda birkaç sene içinde tartışma yaşayacağımızdan da eminim. Zira Ispartaya son gidişimizde ablamların henüz yeni aldıkları köpekleri Pamuğun ismini hala hatırlıyor ve dönem dönem bana onu soruyor :)))
Baksanıza şunun köpek sevgisine... Sana söz veriyorum bahçeli bir evimiz olursa sana bu duyguyu yaşatacağım...
Güzel kızım Alara, bu sayfa sana ve seninle gecirdiğimiz hayatımıza ait...
29 Kasım 2011 Salı
27 Kasım 2011 Pazar
Oyun hamuru maceramız
Daha önce de bir hamur maceramız olmuştu...
Yine aşka gelip kızıma kendi ellerimle oyun hamuru hazırladım bugün...
Çok güzel vakit geçirdik Kızımın soyut sürreyal sanatsal eserleri oldu...
Yılanlar ve elma ağaçları yaptık, güldük, eğlendik...
Bugünün ansına halımızın tam ortasında kocaman bir de lekemiz oldu ama olsun her bir şeylere değer bir gün yaşadık
Sonraki günlerde kullanmak üzere hamurlarımızı poşetledim ve kaldırdım Bir sonraki hamur günümüzde kullanılmak üzere bizi bekleyecekler...
Bu yazıyı okuyan ve çocuklarına kendi elleri ile oyun hamuru hazırlamak isteyen anneler için tarifimi de paylaşmak istiyorum. Hanımla ben çok araştırdım en pratik tarif bu :)
Malzemeler:
Yarım bardak tuz
Yarım bardak su
1 bardak un
Gıda boyaları
Yapılışı:
Tuzu bir kaba alın. Üzerine suyu ekleyip karıştırın. Tamamen erimeyecektir. Ardından unu ekleyip yoğurun. Kıvamı ele yapışmayacak bir hamur olmalı, kıvamı yakalamak için un ilavesi yapabilirsiniz. Hamurunuz kıvama gelince istediğiniz renkte gıda boyası ekleyebilrisiniz. Yanlız boyalar çok etkili çok az miktarda eklemeniz yeterli olacaktır.
Ölçülerinizi elde etmek istediğiniz hamur miktarına göre arttırabilirsiniz.
Kırmızı, Mavi ve Sarı Boyanın tüm renkleri elde etmeniz için yeterli olduğunu unutmayın.
Kırmızı + Sarı = Turuncu
Az kırmızı = Pembe
Mavi + Sarı = Yeşil
Kırmızı + Mavi = Mor
Yine aşka gelip kızıma kendi ellerimle oyun hamuru hazırladım bugün...
Çok güzel vakit geçirdik Kızımın soyut sürreyal sanatsal eserleri oldu...
Yılanlar ve elma ağaçları yaptık, güldük, eğlendik...
Bugünün ansına halımızın tam ortasında kocaman bir de lekemiz oldu ama olsun her bir şeylere değer bir gün yaşadık
Sonraki günlerde kullanmak üzere hamurlarımızı poşetledim ve kaldırdım Bir sonraki hamur günümüzde kullanılmak üzere bizi bekleyecekler...
Bu yazıyı okuyan ve çocuklarına kendi elleri ile oyun hamuru hazırlamak isteyen anneler için tarifimi de paylaşmak istiyorum. Hanımla ben çok araştırdım en pratik tarif bu :)
Malzemeler:
Yarım bardak tuz
Yarım bardak su
1 bardak un
Gıda boyaları
Yapılışı:
Tuzu bir kaba alın. Üzerine suyu ekleyip karıştırın. Tamamen erimeyecektir. Ardından unu ekleyip yoğurun. Kıvamı ele yapışmayacak bir hamur olmalı, kıvamı yakalamak için un ilavesi yapabilirsiniz. Hamurunuz kıvama gelince istediğiniz renkte gıda boyası ekleyebilrisiniz. Yanlız boyalar çok etkili çok az miktarda eklemeniz yeterli olacaktır.
Ölçülerinizi elde etmek istediğiniz hamur miktarına göre arttırabilirsiniz.
Kırmızı, Mavi ve Sarı Boyanın tüm renkleri elde etmeniz için yeterli olduğunu unutmayın.
Kırmızı + Sarı = Turuncu
Az kırmızı = Pembe
Mavi + Sarı = Yeşil
Kırmızı + Mavi = Mor
Etiketler:
Alaramın oyunları,
annelik,
Oyun Hamuru,
Oyun Hamuru Tarifi,
Yaramazlıklarımız
17 Ekim 2011 Pazartesi
Güle güle pamuk nine...

Babaanneciğim...
Kızımın pamuk ninesi...
Artık melek oldu, yukarıdan bizleri izleyecek...
Yıllarca kuzenlerin yanında Ankarada yaşayan babaannemi sömestir ve yaz tatillerinde dört gözlerle beklerdik küçükken...
O dönemlere ait binlerce güzel anı var hafızamda...
Sonra temelli bize taşındı, yine güzel yıllar yaşadık ama hastalıklar yakasını hiç bırakmadı...
Nur içinde yat babaanneciğim...
Bu fotografı çok sevdiğim için babaannemin çok genç bizlerin de henüz çocuk olduğumuz yıllara ait bir kareyi gönderimime eklemek istedim...
Etiketler:
aile,
babaannem,
ölüm,
zor günler
6 Ekim 2011 Perşembe
Online 10 kişi...

Yazımı yazdım tam bloğu kapatmak üzereyken gözüm blog sayacına takıldı.
Tam 10 kişi aynı anda bloğumdaydı...
Hem de saat 00:15 olmasına rağmen...
Hani az önce bloğu ihhmal ettim bu aralar demiştim ya, o eskidendi ben bu gazla her yazımı zamanında yazarım artık...
Beni izlemeye devam edin :)
Etiketler:
blog yazıları,
blogger,
izleme,
online
Halil Bey Konağı...


Bu sıralar bloğu iyice boşladım...
Ama günler o kadar hızlı geçiyor ki anlamak mümlün değil...
Aslında elimde yayınlanmayı bekleyen taslaklar ordusu var ama bir türlü oturup tamamlayamıyorum...
Ama söz çok yakında bloğumu tekrar güncel hale getireceğim :)
Neyse neyse gelelim Halil Bey Konağına...
2 hafta önce haftasonu için Ispartaya ablamlara gittik. Yeni aldıkları evi görmeye.
Ne yalan söyleyeyim evin ilk yıkıntılık halinin fotografını gördükten sonra bu yeni görüntüsü beni çooook şaşırttı. Tıpki kadınların makyajla inanılamayacak kadar değişmesi gibi bu evde resmen bir başkalaşım geçirmiş.
Tam hayallerde canlandırılan evlere benzemiş, tek katlı bahçe içinde güzel bir villa...
Gerçi yaz tatilinde görüşmüştük ama ablamı görmek bana çok iyi geldi. Onu ne kadar özlediğimi fark ettim gördüğümde...
E tabi 4 çocuğun meydana getirdiği curcunadan bahsetmeme gerek yok sanırım, siz tahmin etmişsinizdir...
Ama bu defa bahçeli bir villada olmanın tadını hem biz hem de ufalıklar çıkarttık nasıl mı tabiki alt kat komşuların rahatsız olacağı stresi yaşamadık ve onlara da yaşatmadık. Haliyle deli gibi udurdular :)
Bizimki bir taraftan kuzenleri, bir taraftan pamuk (ablamların yavru goldeni) oraya buraya koşuşturmaktan ilk günün sonunda 30 saniyede uyuyakalarak kendi rekorunu kırdı tabi günün sonunda...
Her şeyle mükemmel bir haftasonu geçirdik ve bu anları ve fotogtaf karelerini de unutulmazlar hafızamıza kazıdık...
En kötü günlerimizin hep böyle geçmesini dilerim :)
Etiketler:
Alara tatilde,
Alaramın oyunları,
annelik,
Melda tatilde,
oyunlar,
Özel günlerimiz,
Yaramazlıklarımız
25 Temmuz 2011 Pazartesi
Laf ebesi...

Gün geçmiyor ki Alara' dan bir inci dökülmesin...
İşte yeni incisi. Aynen herfiyen aktarıyorum.
Alara televizyonda pür dikkat çizgifilm seyretmektedir. O sırada yanlışlıkla kumandanın kırmızı tuşuna basılır ve televizyon kapatılır. Koltuktan fırlayan laf ebesi ellerini de beline koyarak aynen şu cümleyi kurar:
Anneee, şunu hemen aç!!!!!
Ne mi yaptım. Önce hışmından korkup hemen televizyonu açtım. Ardından kucağıma alıp onyüzbin defa öptüm...
Allahım bu kız beni öldürecek :)))) Aklıma geldikçe gülüyorum :)))
Etiketler:
2 yaş sendromu,
Alaramın oyunları,
Laf ebesi
24 Temmuz 2011 Pazar
Kapı dönemi kapanıyor...
Evimizin oturma odası ile mutfağı birleşik yani Amerikan mutfak dediklerinden olunca Alara' yı mutfağın tehlikeli ortamından korumak için yıllarca araya bir bariyer koymak zorunda kaldık...
Evet onu bir nevi oturma odasına hapsettik kabul ediyorum ama buna mecburduk. 3 yaşında tüm vücudu yanmış biri olarak onu mutfaktan uzak tutmak bana herşeyden daha önemli geldi...
İlk zamanlar tahtadan ve alçak seviyeli bir kapımız vardı ama Alara büyüdükçe kapının üzerinden atlama konusu üzerinde ihtisas yapmaya başladığını anlar anlamaz İkea' dan aldığımız malesef parmaklığa benzeyen bir kapı ile değiştirmek zorunda kaldık...


Ama bu kapı da umduğumuz kadar uzun ömürlü olmadı :)))
Siz misiniz illaki buraya kapı takmaya çalışan akıllı bıdıklar dercesine kapının kilitini açıp kapatmayı öğreniverdi şıp diye...
Hal böyle olunca kapının da bir anlamı kalmadı ve kapı dönemini kapatıp ona özgürlüğünü yeniden verdik...
Umarım bu karar hepimiz için hayırlı olur...
Evet onu bir nevi oturma odasına hapsettik kabul ediyorum ama buna mecburduk. 3 yaşında tüm vücudu yanmış biri olarak onu mutfaktan uzak tutmak bana herşeyden daha önemli geldi...
İlk zamanlar tahtadan ve alçak seviyeli bir kapımız vardı ama Alara büyüdükçe kapının üzerinden atlama konusu üzerinde ihtisas yapmaya başladığını anlar anlamaz İkea' dan aldığımız malesef parmaklığa benzeyen bir kapı ile değiştirmek zorunda kaldık...


Ama bu kapı da umduğumuz kadar uzun ömürlü olmadı :)))
Siz misiniz illaki buraya kapı takmaya çalışan akıllı bıdıklar dercesine kapının kilitini açıp kapatmayı öğreniverdi şıp diye...
Hal böyle olunca kapının da bir anlamı kalmadı ve kapı dönemini kapatıp ona özgürlüğünü yeniden verdik...
Umarım bu karar hepimiz için hayırlı olur...
Etiketler:
bir dönemin sonu,
Özel günlerimiz
İlk defa hayvanat bahçesinde...
Bugün yine kızım için çok önemli bir gün oldu...
Çünkü ilk defa hayvanat bahçesine gittik...
Darıca Hayvanat Bahçesine...
Sabah kalk sallana ballana kahvaltı yap vs derken erkenden çıkamadık malesef. Aslında erken gidip öğlen sıcağına kalmasak iyi olacakmış ama neyse tecrübe edinmiş olduk :))
Alara hayvanat bahçesinde tam da beklediğimiz tepkileri verdi aslında...
Her kafesin önünde uzunca süre durmak ve hayvanları doyasıya incelemek istedi. Yine beklediğimiz üzere hiçbir hayvandan korkmadı. Yanlız bu isteği yüzünden kafesten kafese geçme kısmında bizi biraz zorladı. Çünkü uzunca bakmak istedi hayvanlardan onu kopartmak kolay olmadı tahmin edeceğiniz üzere...
Her kafes değişikliğinde aaa bak bu hayvan daha güzel, aaaa bak ne var burda şeklinde çığlık çığlığaydık...
Ama yine de güzel bir tecrübeydi...
Bu tecrübeden ise şu dersleri çıkarttık:
1- Kesinlikle sabah erken gidilmeli zira öğlen sıcağında hem sizin beyniniz sulanıyor, hem de hayvanlar kuytu köşelere çekilmek istediklerinden bazı hayvanlar ya uyuyor yada sizinle ilgilenmeyi tercih etmiyor
2- Yok öğlen saatlerine sarkacaksa yanınızda mutlaka şapka getirmiş olun ki beyin haşlaması olmayın :)
3- Bence Alara için çok güzel bir gündü. İsmini yeni öğrendiği, sadece televizyonlardan gördüğü hayvanlarla tanışması gerçekten müthişti fakat bence biz bu ziyareti Alara biraz daha büyüyünce 4-5 yaşında yeniden yapmalıyız ki daha bilinçli olarak gezebilsin ve bu güzel mekanı hafızasında bir yere yazabilsin...
İşte günün ilk yarısı böyle geçti...
İkinci yarısı ise tamamen spontan gelişti açıkçası...
Hayvanat bahçesinde işimiz erken bitince eve dönmektense değişik biryerlere gidelim dedik.
Bereye gitsek ne etsek derken kendimizi Ağva yolunda buluverdik.
Ben Ağvayı Bir İstanbul Masalı dizisinden biliyorum sadece. Daha önce hiç gitmemiştim. O yüzden bu güzel gezi benim için son derece keyifli oldu. Alara' nın gidiş yolunda uyuması da güzel bir yolculuk geçirmemiz açısından iyi oldu. Sahil kenarında gezdik. Birlikte yemek yedik, çay içtik sohbet ettik...
Bu güzel anları da cukkaya attıktan sonra dönüş yoluna geçtik. Her ne kadar dönüş yolu bir miktar kalabalık olsa da geçirdiğimiz güzel günün hatırına gıkımızı çıkartmadık...
Tatil dönüşü çiş kaka öğrenmeye başladık...
Aslında amacım yaz tatilinde tuvalet eğitimine başlamaktı.
Hazır bahçe içinde ve hava sıcakken bir de ablamın ikiz kızları Doğa ve Lara' dan da özeneceğini düşündüğümden kafamda o şekilde tasarlamıştım fakat evdeki curcuna durumu palanı yürürlüğe almama engel oldu...
Neyse tatilden döner dönmez aksiyona başladık...
Bakalım bu yazın sonuna kadar tuvalet sorununu çözebilecek miyiz?
İlk tepkileri gayet güzel gidiyor. Lazımlığa oturmayı reddetmiyor, lazımlığa oyuncak muamelesi yapmıyor.
Sadece sürekli sormak gerekiyor ki (5-10 dk' da bir) çişinin geldiğini hatırlasın...
Ben sormayı unutunca o da söylemeyi unutuyor doğal olarak ve ufak tefek kazalar yaşıyoruz. Öyle hemen ıggg falan demeyin halıların hepsini topladık bizde kendimizi tuvalet eğitimi moduna aldık herhalde...
Yanlız şu geceleri kalkmak zorunluğunun beni çok sarstığını da söylemeden edemeyeceğim. Şimdilik gece eğitiminin programı şu şekilde: Alara saat 21:30 - 22:00 civarında uyuyor. Bu durumde ilk kontrolümü gece saat 00:00 gibi yapıyorum. İkinci kontrol saat 3:00' te 3. kontrol ise 6:00' da....
Tüm bu kadar kontrolün sonunda ara ara da süprizler olmuyor değil hani. Tam uykulu uykulu, gözüm yarı açık yarı kapalı Alarayı kucaklayınca bir de ne göreyim zavallı kızım çişini yapmışta ortasında yatıyor... Haydeee çocuğu soy üstünü giydir, çarşafları değiştir ohoooo birsürü iş...
Yani bebeklik yıllarındaki gibi gece uyanmalarına başladım ama insanoğlu bu malum rahata çabuk alıştığımdan şimdi resmen tükenmiş durumdayım...
Bunun başka yolu var mı acaba diye internette çok araştırma yaptım, bilen büyüklere ve Şerife ablaya danıştım ama malesef herkescikler aynı şeyi söylüyor. TUVALET EĞİTİMİNDE GECE DE BEZ BAĞLANMAMASI ÇOK ÖNEMLİ!!!!
İyi güzel hoş ta çalışan anneleri hiç düşünmemişler :(
Bu uykusuzlukla ne kadar dayanabilirim bilinmez ama bu tuvalet konusunu halletmeye kesin kararlıyım. Bu da böyle biline...
Etiketler:
2 yaş sendromu,
bir dönemin sonu,
çiş,
çiş eğitimi,
tuvalet eğitimi
2011 yaz tatili...kısım.2
Tatilimizin 2. kısmında ise Alara' nın doğumundan sonra ilk kez Alara' sız başbaşa bir tatil yaptık...
Planımız olsun istemedik...
Tatilin ilk yarısından benve Alara hasta olarak dönünce gidip gitmeme konusunda da biraz kararsız kaldık başta ama sonra bu fırsatı kaçırmayı göze alamayarak kendimizi yollara vurduk...
Rotamız ege kıyılarını izleyerek bizi önce Sarımsaklı' ya, oradan Ören' e, oradan Ayvalık ve Cunda' ya, oradan da son olarak Bozcaada' ya götürdü...
Öyle çok yer sayınca 2-3 haftalık bir tatil sandınız muhtemelen ama sadece 3 gün içinde gezdik tüm bu kadar yeri...
Sarımsaklı ve Çrende konakladık...
Hızlı, plansız ama bir o kadar keyifli bir tatildi. Uzunca bir zaman sonra ihtiyacımız olan bir tatildi...
Haa önemli bir de dip not var tabiki...
Biz tatildeyken kızımda babaannesi, dedesi ve amcasıyla köyün ve bahöenin tadını çıkartıyoru...
İşte Örenden güzel bir kare...
Planımız olsun istemedik...
Tatilin ilk yarısından benve Alara hasta olarak dönünce gidip gitmeme konusunda da biraz kararsız kaldık başta ama sonra bu fırsatı kaçırmayı göze alamayarak kendimizi yollara vurduk...
Rotamız ege kıyılarını izleyerek bizi önce Sarımsaklı' ya, oradan Ören' e, oradan Ayvalık ve Cunda' ya, oradan da son olarak Bozcaada' ya götürdü...
Öyle çok yer sayınca 2-3 haftalık bir tatil sandınız muhtemelen ama sadece 3 gün içinde gezdik tüm bu kadar yeri...
Sarımsaklı ve Çrende konakladık...
Hızlı, plansız ama bir o kadar keyifli bir tatildi. Uzunca bir zaman sonra ihtiyacımız olan bir tatildi...
Haa önemli bir de dip not var tabiki...
Biz tatildeyken kızımda babaannesi, dedesi ve amcasıyla köyün ve bahöenin tadını çıkartıyoru...
İşte Örenden güzel bir kare...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bizim aile...

Make your Stick Figure Family at FreeFlashToys.com![]()






